(4721 S. K. m. 995) (818 S. K. m. 105) (1086 S. K. m. 388) (YHGK. 23.02.1994 T. 1993/5-600 E. 1994/80 K.)
Dava ve Karar: Dava dilekçesinde 2.000.-TL. ecrimisil ve munzam zararın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile 1.000.-TL. munzam zararın tahsili cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı, kayden malik olduğu taşınmaza davalının tecavüzü nedeniyle açılan dava sonucu işgalin sabit olduğu öne sürerek, 22.12.1990-22.12.1995 arası 5 yıllık dönem için fazlası olmak üzere 1.000.000.000.-TL ecrimisilin ve davalıca işgal edilen taşınmazın tescili karşılığı kamulaştırmasız el atma bedeli olan 2.671.250.000.-TL'nin yasal faiz uygulaması ile karşılanamayan munzam zararı olan şimdilik 1.000.000.000.-TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, ancak dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde ecrimisil istenebileceğini, zaman aşımı nedeniyle reddine, munzam zarar talebinin ise, bedel davasında fazlaya ilişkin hak saklı tutulmadığından reddini savunmuştur.
Mahkemece ecrimisil talebinden söz edilerek davanın zaman aşımından reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine Dairemizce "HUMK'un 388. maddesi gereğince, hakim tarafından istek sonuçlarından biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hükmün açık ve net olması gerekliliğinin yanı sıra gerekçe de yeterli, anlaşılabilir ve denetlenebilir olmalıdır.
Mahkemece, ecrimisil talebinin dışında munzam zarar ile ilgili bir talep yokmuşçasına bu husus tartışılmamış, gereklendirilmemiş ve ecrimisilde zaman aşımının varlığı açıklanıp bu gerekçeyle dava reddedilmiştir. O halde, mahkemece açık ve anlaşılabilir gerekçelerle taleplerin her biri hakkında tereddüt yaratmayacak şekilde olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle bozulmuş; Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece, ecrimisil davası bozma kapsamında olmadığından ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, munzam zararla ilgili olarak taleple bağlı kalınarak 1.000.-TL. munzam zararın tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davada, kamulaştırmasız el atma bedelinin geç ödenmesi nedeniyle yasal faiz uygulaması ile karşılanamayan zararı bulunduğu ileri sürülerek, şimdilik 1.000.-TL. munzam zararın tahsili istenilmiştir.
BK'nın 105. maddesi uyarınca alacaklının duçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tanzimle mükelleftir.
Munzam zarara hükmedilebilmesi için öncelikle alacağın geç ödenmesinden doğan zararın ispatı gerekir. Davacı temerrüt faizini aşan bir zararının mevcut olduğunu kanıtlamamıştır. Bilirkişi raporunda TEFE-TÜFE, işçi ücretleri, altın ve döviz gibi ekonomik yatırım araçları fiyatlarındaki artış oranları ortalamasına göre zararın hesaplanması yapılmış ve mahkemece de bu rapora göre tazminata hükmedilmiştir. Mahkemece hükmedilen davacının ispat edilmiş bir zararı değil, dolaylı yönden ekonomik yatırım araçlarının ortalamasının munzam zarar olarak kabul edilmesi ve hükmedilmesi mümkün değildir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23.02.1994 gün ve 1993/5-600 Esas, 1994/80 Karar sayılı karan da bu doğrultudadır. Açıklanan nedenle davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabul yönünden de davacının tahsil ettiği yasal faizin hesaplamada mahsup edilmiş olması bozmayı gerektirir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şeklide hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy