(4721 S. K. m. 756, 757) (818 S. K. m. 44) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Dava dilekçesinde suya müdahalenin önlenmesi ve şimdilik 6.000 YTL. tazminatın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının özelleştirme kapsamında dava dışı Orüs Karacasu işletmesine ait tüm malvarlıklarını, yer altı yer üstü kaynaklarını ve isim hakkını satın aldığını, dava konusu göletten davacının satın aldığı işletmeye gelen su hattına davalının müdahale ederek kendi alabalık tesislerine su aldığını, bu nedenle işletmede bulunan tomrukların zarara uğradığını beyan ederek, suya müdahalesinin önlenmesi ile şimdilik 6000 YTL. tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, dava konusu suya dava dışı Milli Emlak Müdürlüğünden kiraladıklarını ve bunun sonucu olarak da alabalık tesisinde kullandıklarını, suya herhangi bir müdahalenin olmadığını ifade etmiştir.
Mahkemece, suya müdahalenin önlenmesine ve tomruklara verilen zarar tutarı olan 55.000 YTL. tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Suya müdahalenin önlenmesine ilişkin olarak verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, Borçlar Kanununun 44.maddesi gereğince mutazarrır olan taraf, zarara razı olduğu yahut kendisinin fiili zararın ihdasına veya zararın tezayüdüne yardım ettiği ve zararı yapan şahsın hal ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakim, zarar ve ziyan miktarını tenkis yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir.
Eğer zarar kasden veya ağır bir ihmal veya tedbirsizlikle yapılmamış olduğu ve tazmini de borçluyu müzayakaya maruz bıraktığı takdirde hakim, hakkaniyete tevfikan zarar ve ziyanı tenkis edebilir.
HUMK'nun 275.maddesi uyarınca Mahkeme, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.
Bilirkişi raporunu hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri göstermek zorundadır. Ancak bu şekilde tanzim edilmiş raporun denetimi mümkündür.
Bu anlamda dosyada mevcut ve hükme esas olan bilirkişi raporu yeterli ve denetime elverişli değildir.
Öyle ise mahkemece, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, zararın miktarı, oluş şekli ve süresi, davacı tarafından zararın oluşması ve artmasının önlenmesi için alması gereken tedbirlerin bulunup, bulunmadığı,tarafların yararlanabilecekleri başka su kaynaklarının olup olmadığı, konularında ayrıntılı rapor alınması gerekmektedir. Bu raporun alınmasından sonra, eğer davacının ,işletmede bulunan tomrukların uğradıkları zararın azaltılmasında ya da önlenmesinde kusurunun saptanması halinde BK.'nun 44.maddesinde ifadesini bulan müterafik kusur esasları uyarınca tazminat tutarından indirim yapılması gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy