(4721 S. K. m. 175, 176) (YHGK. 01.05.2002 T. 2002/2-397 E. 2002/339 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili; davacı ile davalının 20.9.2005 tarihinde boşandıklarını, boşanma kararı ile davalı (kadın) lehine 200,00 YTL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, davalının 25.8.2007 tarihinde işe girmesi nedeni ile yoksulluğu sona erdiğinden davalıya ödenen yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece; davalının işe girmesi suretiyle elde ettiği asgari ücret düzeyindeki geliri bulunduğu ve yoksulluk durumunun ortadan kalkmadığı, dolayısıyla nafakanın kaldırılması şartlarının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
TMK'nun 175.maddesinde Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer tarafın mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. 176/4. maddesinde de tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir denilmektedir.
Yukarda sözü edilen yasal düzenlemeye göre, iradın artırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir.
Dosya kapsamından; davalı kadının 25.8.2007 tarihinden beri bir şirkette sigortalı çalıştığı, dava tarihi olan 25.10.2007 itibarıyla aylık net 481.55 YTL ücret almakta olduğu, dava açıldığı sırada ailesi ile kaldığı, bakmakla yükümlü olduğu kimse bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının ise, aylık kazancının 800.00 YTL olduğu, ailesiyle kaldığı kira ödemediği, kirada bir evinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 1.5.2002 gün, 2-397 E, 339 K, sayılı ilamın da asgari ücretle çalışılmakta bulunulmasının insanca yaşayıp geçinme olanağı sağlamayacağı belirtilmiştir.
Ancak, hakim, nafaka takdirinde nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davacının gelir durumu arasında bir oranlama yaparak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar vermelidir.
Davada, davalının gelirinin yetersiz olması gerekçe gösterilerek nafakanın kaldırılması talebi reddedilmiştir. Oysa davalı kadının mali durumunda, yoksulluk nafakasının hükmedildiği duruma göre yoksulluğu ortadan kaldıracak veya değiştirilmesini gerektirecek oranda iyileşme olmuş ise davanın kabulü veya kısmen kabulü ile miktarın indirilmesi mümkün olacaktır.
Bu durumda mahkemece davalının bildirilen adresinden ekonomik ve sosyal durumu araştırılmak, adına kayıtlı taşınmaz bulunup bulunmadığı saptanmak ve boşanma dava dosyası incelenerek davacının ekonomik ve sosyal durumunda iyileşme bulunup bulunmadığı somutlaştırılmak, dava sırasında davalının çalışıp çalışmadığı ve yoksulluk nafakası verilmesi sebepleri incelenmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy