(4721 S. K. m. 175, 186, 197)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı dilekçesinde; davalı (koca)nın kendisine şiddet uygulayarak evden ayrıldığını, arkasından boşanma davası açtığını; davanın reddedildiğini, davanın reddinden sonra, davalının evliliğinin devamı hususunda bir girişimi olmadığından halen ayrı yaşadıklarını iddia ederek; kendisi için 1000 YTL, müşterek çocuk Gaye için de 1000 YTL tedbir nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davacının, çalıştığı, sürekli gelir getiren bir işi olduğundan bahisle tedbir nafakası talebinin reddine; müşterek çocuk için 1000 YTL tedbir nafakasına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
TMK'nun 186/3.maddesinde; eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında katılacağı ifade edilmiş, 197/2. maddesinde de; Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır denilmiştir.
Yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında; davacı kadının sözleşmeli memur olduğu, aylık 800 YTL maaş aldığı, davalı kocanın ise; elektrik mühendisi olup, özel bir firmada çalıştığı, aylık 6146 YTL maaş aldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının; çalıştığı ve sürekli gelir getiren bir işi olduğundan bahisle, nafaka talebi reddedilmiştir. Oysa, davacı kadının belirli ve sürekli bir gelirinin olması, ona nafaka bağlanmasını engelleyici bir hal değildir. Hakim, nafakayı takdir ederken günün ekonomik koşullarını, tarafların gelirlerini ve sosyal yaşantılarını esas almakla birlikte, davalı kocanın birlikte yaşarken eşine sağladığı geçim şartlarını ayrı yaşama halinde de sağlaması gerektiğini gözetmeli ve sonucu dairesinde karar vermelidir.
Somut olayda; davalı kocanın gelir durumu davacıya göre daha yüksek olup birliğin giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Toplanan delillerden, davacının ayrı yaşamakta haklı olduğu anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece; davacının geçim şartlarını sağlayacak, davalının geliri ile orantılı, hakkaniyete uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir.
Yanılgılı değerlendirme sonucu, davacının nafaka talebinin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy