(4721 S. K. m. 995) (818 S. K. m. 18) (YHGK. 21.12.2005 T. 2005/5-701 E. 2005/745 K.)
Dava: Dava dilekçesinde 6.800,00 YTL alacak ile 2.565,00 YTL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın davacı Sevin yönünden kısmen kabulüne, davacı Hüseyin yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili davacılar ile davalının ortak murisleri babalarının 15.09.1998'de öldüğünü, sağlığında 7 nolu parseldeki dükkanını muvazaalı bir şekilde davalıya devrettiğinden, davalı aleyhine diğer mirasçıların muvazaya dayalı tapu iptali tescil davası açtıklarını, kabulle sonuçlandığını, bir süre sonra davalının taşınmazda üzerinde kalan payı dava dışı kişiye devrettiğini beyanla müvekkillerinin 3/28'er miras hisseleri oranında alacaklı olduklarını beyan etmiş ve fazla hakları saklı tutarak 4.000,00 YTL alacak ile haksız kullanımı nedeniyle davacılar payına düşen 750,00 YTL ecrimisilin ve gayrimenkulü satış tarihi olan 29.07.2005 gününden bu güne kadar bedelin ödenmemesinden doğan zararları için 250,00 YTL alacağın tahsilini talep etmiş, ıslah ile talebini 6.800,00 YTL alacak ve 2.565,00 YTL ecrimisil olmak üzere artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacıların müvekkilinin kardeşleri olup, diğer mirasçıların açtıkları muvazaya dayalı tapu iptali ve tescil davasında müvekkili lehine tanıklık yaptıklarını, davadan o tarihte haberdar olduklarını beyanla zamanaşımından ve esastan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı Sevin'in davasının kabulü ile taşınmaz değerinden hissesine düşen 3.400,00 YTL ve ecrimisilden hissesine düşen 1.282,50 YTL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı Hüseyin yönünden ise, Hüseyin'in tapu iptal tescil davasında davalının bu taşınmazı babasından muvazaalı almadığı yönünde beyanda bulunduğundan ve dolayısı ile iyi niyetli olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı ve davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm, davacıların sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Maddi anlamda kesin hüküm, yargısal kararlara tanınan hukuksal gerçeklik niteliğidir. Maddi anlamda kesin hüküm sayesinde, mahkeme kararlarına güven duyulması ve bu kararların uygulanması, yanlar arasındaki uyuşmazlığın bütün bir gelecek için son bulması, çelişik kararlar verilmesine engel olunması, toplumsal yaşam için zorunlu olan hukuksal istikrarın sağlanması amaçlanır. (HGK. K.21.12.2005, 2005/5-701-745)
Davacı Hüseyin, diğer mirasçılar tarafından davalı aleyhine açılan muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescile ilişkin davada taraf olmadığı için bu davada verilen hüküm davacı Hüseyin yönünden kesin hüküm oluşturmasa da onun yönünden de güçlü bir delil niteliğindedir. Çünkü kendisi de bu davada aynı nedenlere ve delillere dayanmaktadır.
Davacı Hüseyin, dosya içerisindeki tapu iptali ve tescil davasında talimat ile tanık olarak alınan beyanında dava konusu yeri davalı Halit'e babasının sattığını, muhtemelen paraya ihtiyacı olduğunu, babasının zaman zaman pek çok yer sattığını, hibe değil, satış olduğunu söylemiş ise de; farklı şehirde yaşadığından kendi duyum ve düşüncelerini aktarmış olup, bu ifade maddi ve fiili gerçeği ortadan kaldıran bir unsur olamaz. Nitekim, o davada muvaazaya dayalı tapunun iptaline ve davacılar adına tescile karar verilmiş, hüküm kesinleşmiştir. Davacı Hüseyin'in tanık beyanındaki sözleri, feragat veya hak kaybı olarak değil, davalı kullanımına rıza olarak yorumlanmalıdır. Zira beyanı taraf ikrarı olmayıp tanık ifadesidir.
O halde mahkemece, davacı Hüseyin'in alacak talebine ilişkin olarak (ecrimisil hariç) yukarıdaki hususlar nazara alınıp sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken yazılı gerekçe ile alacak talebinin de reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy