(4721 S. K. m. 176)
Dava: Taraflar arasında görülen nafakanın indirilmesi davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili davacının, davalı aleyhine açtığı boşanma davası sonucunda; davalıya, aylık 1600-YTL. yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, kararın kesinleştiğini; ancak, bu karar verildiğinde müvekkilinin milletvekili olduğunu ve toplam 6.200,00-YTL. maaş aldığını; oysa, şimdi sadece emekli aylığı (4.091,14-YTL.) aldığını, gelirinin büyük ölçüde azaldığını iddia ederek; halen ödemekte olduğu 1.600,00-YTL. yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren 500,00-YTL.'ye düşürülerek azaltılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının emekli maaşı dışında da (öğretim görevliliği, danışmanlık, kira geliri vs.) gelirleri bulunduğunu, savunarak; haksız açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının isteği dışında geliri azalmış, mali durumu değişmiştir. Davacı bu nedenle irad biçiminde ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakasının azaltılmasını istemekte haklıdır. Bu nedenlerle davacının davasının kısmen kabulü ile nafakanın indirilmesi gerekmiştir, gerekçesiyle aylık 1.600-YTL. yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren gereçli olmak üzere 475,00-YTL.si indirilerek aylık 1.125-YTL.ye indirilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK'nun 176/3-4 maddesine göre İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Somut olayda, taraflar yaklaşık 30 yıllık evlilikten sonra davacı kocanın kusurlu davranışı ve sadakatsizliği nedeniyle boşanmışlar, bu boşanma davası sonucunda davalının yoksulluğa düşeceği kabul edilerek aylık 1.600-YTL. yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Kararın 22.10.2007 tarihinde kesinleşmesinden çok kısa bir süre sonra da (10.12.2007 tarihinde) davacının gelirinde azalma olduğundan bahisle iş bu dava açılmıştır.
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemelerde; iradın hangi şartlarda kendiliğinden ya da mahkemece kaldırılabileceği açıklıkla ifade edildiği gibi, nafakanın artırılması, azaltılması ya da tümüyle kaldırılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu gerektirmesi öngörülmüştür.
Hakim, yasal düzenleme uyarınca; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişikliği araştırıp, gelirleri arasında bir oranlama yaparak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar vermelidir.
Yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasında; davacının sadece emekli maaşı tespit edilmiş, bu miktar esas alınarak da nafakanın indirilmesi yoluna gidilmiştir. Oysa, davalı; davacının emekli maaşı dışında gelirlerinin olduğunu iddia etmektedir. Mahkemece, davalının bu iddiası üzerinde durulup, davacının aylık geliri tam ve sağlıklı olarak saptanmalı; hükmedilen nafakayı ödeyecek ekonomik gücünün olup olmadığı denetime imkan verecek nitelikte araştırılıp tartışılmalı; oluşacak sonuç dairesinde hüküm kurulmalıdır.
Eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy