(1086 S. K. m. 388) (4721 S. K. m. 176)
Dava: Taraflar arasında görülen yoksulluk nafakasının artırılması-kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı - karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde, davalı ile 27.01.2000 tarihinde verilen kararla boşandıklarını ve lehine aylık 15 YTL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini; takdir edilen nafakanın, aradan geçen zaman içerisinde paranın satın alma gücünün azalması nedeniyle ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek aylık nafaka miktarının 200 YTL'ye çıkartılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, inşaat işçisi olması nedeniyle çalışma olgusu süreklilik arz etmeyen davalının yeniden evlendiğini ve ikinci eşi ile dört çocuğunun bakım ve iaşesini karşıladığını, davacının ise evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşadığını belirterek davanın reddini istemiş, karşılık davasında da; yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile yoksulluk nafakasının 150 YTL'ye çıkartılmasına karar verilmiş, hüküm davalı (k. davacı) tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1- TMK m. 176/3 hükmü uyarınca; tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde yoksulluk nafakasının artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Hakim, nafaka takdirinde; tarafların ekonomik durumlarındaki değişikliği araştırıp, gelirleri arasında bir oranlama yaparak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar vermelidir.
Somut olayda; davalının (k.davacı) ekonomik ve sosyal durumu mahkemece araştırılarak saptanmamıştır.
Mahkemece; davalının ekonomik ve sosyal durumu tam ve sağlıklı olarak araştırıp saptadıktan sonra, davacı tarafın geçimi için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun nafakaya hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
2- Davalı (k.davacı), karşılık dava ile yoksulluk nafakasının kaldırılmasını istemiş olduğuna göre; mahkemece, taleple ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, karşılık davayla ilgili hüküm kurulmamış olması doğru görülmemiştir (HUMK md. 388).
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy