(4721 S. K. m. 4, 175, 197)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı ile müvekkilinin 1999 yılında evlendiklerini, davalının tutum ve davranışları ile ilgisizliğinden dolayı hastalanan müvekkilinin aleyhine boşanma davası açan davalının davasının red ile sonuçlandığını, yaşanan gelişmeler nedeniyle babasının yanında kalan müvekkili için aylık 400,00 YTL tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının ayrı yaşamakta haklı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ayrı yaşamakta haklılık iddiasının kanıtlanamadığından söz edilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
TMK'nun 197/2 maddesine göre, birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Somut olayda; davacı (kadın) ayrı yaşamada haklılık iddiasına dayanarak tedbir nafakası istemektedir. Davalı tarafından açılan boşanma davasının, davacı kadının kusuru kanıtlanamadığından reddedildiği anlaşılmaktadır. Tanık beyanlarından, davacının genellikle hasta olduğu, davalının bakmadığı ve hastalığı ile ilgilenmediği, bu nedenle babasının bakımında olduğu anlaşılmaktadır. Davacının boşanma davasının reddinden sonra müşterek konuta davet edilmediği gibi davalının barışma girişiminde de bulunmadığı dosya içeriği ile belirlendiğinden, davacının ayrı yaşamakta hakkı olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, davacının geçimi için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek uygun bir miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy