(1086 S. K. m. 292)
Dava: Dava dilekçesinde 2.490,98 YTL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, davalılara 10.500 DM ödünç para verdiğini, karşılığında 15.08.1999 vade tarihli bono aldığını, aralarındaki dostluk ilişkisine de güvenerek borçluların ekonomik durumlarının düzelmesini beklediğini, zamanaşımına uğrayan bono ile ilamsız takip başlattığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu öne sürerek, elden borç olarak verdiği 10.500 DM'nin vade tarihindeki değeri 2.490.978 TL'ni davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava konusu alacağın vade tarihinden itibaren 3 yıl geçmekle zamanaşımına uğradığı, bono ile yapılan takibe itiraz ettiklerini ve bugüne kadar da herhangi bir işlem yapılmadığını, davalı V. D.'in ciranta olduğunu bildirerek, yersiz olan davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece davacının alacak davasını kesin delille ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılar aleyhine 15.08.1999 vade tarihli 10.500 DM miktarındaki bono ile ilamsız takip başlatmış; davalı H. D.'a ödeme emri tebliğ edilmemiş, diğer davalı V.D. ise yetki itirazı ile birlikte borca ve ferilerine itiraz etmiş, takip, borçlu V. yönünden durdurulmuştur.(02.05.2003)
Davacı bu dava ile ödünç hukuki ilişkisine dayanarak 10.500 DM karşılığı 2.490.978 TL'nin davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar 15.08.1999 vade tarihinden takip tarihine kadar 3 yılı aşkın süre geçtiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, V. D.'in ciranta olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuşlardır.
HUMK'nun 292/11. Maddesine göre yazılı delil başlangıcı, iddianın tamamen ispatına yetmemekle beraber, bunun vukuuna delalet eden ve aleyhine ibraz edilmiş olan taraftan sadır olmuş bulunan belgelerdir. HUMK'nun 292/1. maddesinde ise; yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin bulunması halinde senetle ispatı gereken bir hukuki işlemin tanıkla ispat edilebileceği belirtilmektedir. Davacı ödünç ilişkisine dayanarak, senet miktarı kadar alacaklı olduğunu iddia etmektedir. Davalılar ise, senetteki imzaya itiraz etmemişler, sadece zamanaşımının geçtiğini savunmuşlardır. Bu durumda zamanaşımına uğramış senet, yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. Davacının dinlettiği tanıklar da ödünç ilişkisini doğrulaşmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı nedenle reddi şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy