(818 S. K. m. 61, 101, 104)
Dava: Dava dilekçesinde 6.456.87 YTL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 5.456.87 YTL'nin tahsili cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacıya ait aracın davalının aracına çarpması nedeniyle davalı tarafından davacı aleyhine Ilgaz Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tazminat davası sonucunda davacının davalıya 8.853 YTL maddi ve 300 YTL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile ödediğini, ancak yargılama sırasında davalının sigorta şirketinden tahsil ettiği 1.500 YTL'yi mahkemeden gizlediğini, bu nedenle bu miktar kadar fazla ödediği tazminatın faizi ile birlikte toplam 5.456 YTL kadar davalının sebepsiz zenginleştiğini belirterek, 5.456 YTL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 1.500 YTL asıl alacağın 3.889 YTL işlemiş faizi ile toplam 5.389.58 YTL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından, davacının 6/8 kusurlu bulunduğu trafik kazası nedeniyle davalı tarafından davacı aleyhine 5.9.1997 tarihinde açılan maddi ve manevi tazminat davası sonucunda Ilgaz Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17.5.2003 tarihli kararı ile 8.853 YTL maddi ve 300 YTL manevi tazminatın olay tarihi 2.8.1997 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline hükmedildiği ve 09.04.2004 tarihinde davacı tarafından icra dosyasına ödendiği, davalının ise davacının ödediği tazminattan ayrı olarak dava dışı sigorta şirketinden 12.1.1999 tarihinde 1.500 YTL. tahsil ettiği anlaşılmaktadır.
Davada, BK'nun 61 vd. maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan 1.500 YTL asıl alacağın yasal faizi ile tahsili talep edilmektedir.
Sebepsiz zenginleşme hangi yolla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır. Davalının dava dışı sigorta şirketinden aldığı miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, iktisap edilen şeyin getirdiği semereler (faiz) ve sağladığı diğer yararlar zenginleşmenin kapsamına girer.
Gecikme faizi, para borcunu ödemekte temerrüde düşen borçlunun gecikme süresi için alacaklıya ödemesi gereken faizdir. Sebepsiz zenginleşmenin iade borcunun para ile ifa edileceği durumlarda faizin hangi tarihte başlayacağı sorunu ile karşılaşılır.
Zenginleşen tarafın (davalının), kendisinden iade talep edilmeden önce temerrüde düşmüş sayılması olanaklı değildir. BK'nun 101/son maddesi gereğince borçlunun temerrüdü, borçlunun sorumluluğunu artıran bir haldir. Sebepsiz zenginleşme nedeniyle gecikme faizi yürümesi için, borçlunun ya bir ihtar ile ya da aleyhine bir dava açılması suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir (BK. md.101/1).
Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, asıl alacağın sigorta şirketi tarafından davalıya ödeme tarihi 12.1.1999 tarihinden itibaren yasal faiz hesaplanmıştır.
Borçlunun temerrüdünün ilk şartı muaccel bir borç bulunmasıdır. Henüz muaccel olmamışsa temerrüt söz konusu olmayacaktır. Borcun muaccel olması ifa zamanının gelmiş olmasını ifade eder. Dava konusu borcun muaccel olduğu ve davalının iade yükümlülüğünün başladığı tarih dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece; davalının temerrüde düşürüldüğü tarihin araştırılarak bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken ödeme tarihi 12.1.1999 tarihinden itibaren faize karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; asıl alacağın faizi ile birlikte toplamı 5.289.58 YTL'nin tekrar dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi BK. 104/son maddesine aykırı olacak şekilde faize faiz yürütülmesi nedeniyle doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy