(3194 S. K. m. 18)
Dava: Dava dilekçesinde 50.000,00 YTL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın davalı İsmail Hakkı Karabey yönünden reddi, diğer davalılar yönünden ise kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada; dava konusu 3 parsel numaralı taşınmazda tarafların 5.6.1997 tarihinden beri müştereken malik oldukları, bu müşterek mülkiyet ilişkisinin İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca yapılan imar uygulaması sonucunda oluştuğu, davacının taşınmazdaki toplam hissesinin 799 metre kare olduğu, davalıların ise davacının rızasını almadan taşınmaz üzerine 8 adet işyeri yaparak kiraya verdikleri, buralardan hukuksal bir semere elde etmelerine rağmen davacının payını ödemedikleri ileri sürülerek, toplam 50.000,00 YTL ecrimisilin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; davanın davalılar Emin ve Müşerref yönünden kısmen kabulüyle, 8.934,00 YTL ecrimisilin davalı Emin'den, 27.608,00 YTL ecrimisilin ise davalı Müşerreften tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinde de belirtildiği üzere taraflar imar uygulaması sonucunda dava konusu taşınmazda müştereken malik olmuşlardır. Taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde de B-80 nolu evin davalı Müşerref'e B-82 nolu evin ise davalı Emin'e ait olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi raporunda ise; davalı Müşerref'e ait B-80 nolu yerde 5 adet, davalı Emin'e ait olan B-82 nolu yerde ise 2 adet dükkan bulunduğu imar uygulaması öncesinde de; B-80 nolu yerdeki 3 adet dükkanın mevcut olduğu, diğer iki dükkanın bulunduğu yerin ise daire olarak gözüktüğü belirtilmiştir. Buna göre; B-80 nolu yerde imar uygulaması sonrasında sadece dairenin bozularak iki dükkan haline getirildiği, B-82 nolu yerin ise imar uygulaması öncesinde tek katlı gözükmesine rağmen sonradan 2 katlı bina haline getirildiği ve zemin katında iki ayrı dükkanın bulunduğu belirtilmiştir.
İmar Kanununun 18. maddesine göre; üzerinde bina bulunan hisseli parsellerde şüyulandırma sadece zemine ait olup, şuyuun giderilmesinde bina bedeli ayrıca dikkate alınır. Bu halde bina yapana aittir. Ayrıca yerleşik Yargıtay uygulaması ve HGK. nun 8.12.2004 tarih ve 2004/3-662 E. 655 K. Sayılı kararı uyarınca bina bedeli ödenmedikçe yapı sahibinin kullanımı haksız sayılmayacağından ecrimisil istenemez.
Somut olayda da; davalılara ait binaların bulunduğu taşınmaz sonradan imar uygulaması ve ifraz işlemi sonucu davacıya ait taşınmazla müşterek hale getirilmiştir. Bu nedenle davalıların kullanımı kötü niyetli sayılamaz.
O halde; mahkemece; davalılardan Müşerref'e ait olan B-80 nolu binanın tamamının imar uygulaması öncesinde de mevcut olduğu, imar uygulaması sonrasında ise davalının sadece bu yapıda daire olarak gözüken bir kısım yerin kullanım şeklini değiştirerek işyeri haline getirdiği, bunun da davacıya ecrimisil talep hakkı vermeyeceği gözetilerek onun yönünden açılan davanın reddi;
Davalı Emin yönünden ise dava dilekçesinde sadece dükkanlardan ecrimisil istendiği dikkate alınarak, B-82 nolu yerdeki 2 nolu dükkanın imar uygulaması öncesinde de mevcut olduğu gözetilerek bu dükkan yönünden istemin reddi, imar uygulaması öncesinde gözükmeyen 1 nolu dükkanın ise 2 nolu dükkanın bölünmesi sonucu mu, yoksa sonradan ilave edilerek mi oluşturulduğu araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy