(4721 S. K. m. 4, 175, 176)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı dava dilekçesinde, davalı ile 11.07.1996 tarihinde boşandıklarını, boşanma kararı ile kendisine 3 YTL, müşterek çocukları içir 1'er YTL iştirak nafakasına hükmedildiğini, bu miktarların yetersiz olduğunu belirterek dava tarihinden itibaren yoksulluk nafakasının 200 YTL'ye, iştirak nafakasının 200'er YTL olarak artırılmasını talep etmiştir.
Davalı cevabında, miktarların fazla olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece; davacının kesin süreye rağmen delil bildirmediği için ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından Aksaray 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/344-381 sayılı ve 11.07.1996 tarihli kararı ile tarafların boşandıkları, davacıya yoksulluk nafakası ödenmesine karar verildiği, hükmün aynı gün kesinleştiği, tarafların sosyal ekonomik durumlarının araştırıldığı, davacının şirkette hizmetli olarak çalıştığı, davalının TEKEL büfesi işlettiği anlaşılmaktadır.
Dava dilekçesinde müşterek çocuklar için iştirak nafakasının artırılması talep edilmesine rağmen, çocuklar S. ve E.'nın reşit oldukları ve davada davacı sıfatlarının bulunmadığı anlaşıldığına göre çocuklar yönünden davanın reddine ilişkin hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, davada Türk Medeni Kanununun 175 ve 176/4 maddesi gereğince yoksulluk nafakasının artırılması talep edildiğine göre, dosyada bulunan tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının tetkikine ve boşanma dosyasına ilişkin belgelerin bulunduğu dikkate alınarak mevcut delillerle nafaka artırımı ile ilgili hüküm kurulması gerekirken, mahkemece, tanıklar için kesin mehile rağmen masrafların ödenmediği ve sonraki duruşmada tanıkların hazır edilmemesi nedeniyle ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına ve nafakanın niteliğine göre, TMK'nun 4.maddesi gereğince hakkaniyete uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy