(4721 S. K. m. 330)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada mevcut iştirak nafakasının geçen zaman içerisinde müşterek çocuğun eğitim çağına gelmiş olması, ihtiyaçlarının ve eğitim giderlerinin artması nedeniyle ihtiyaçları karşılamadığı ileri sürülerek aylık 600 YTL'den aylık 2000 YTL'ye çıkartılması talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, "müşterek çocuğun 1998 doğumlu olup halen devlet okulunda eğitim gördüğü, çocuğun ihtiyaçlarında ve eğitim giderlerinde artış olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun yaşı, ihtiyaçları, mevcut nafaka miktarı, paranın alım gücü gibi hususlar nazara alındığında nafaka artış şartlarının oluşmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İştirak nafakası artırılırken ana ve babanın mali durumları, müşterek çocuğun yaşı ihtiyaçları ve eğitim durumundaki değişiklikler nazara alınır. Ayrıca çocuğun evlilik birliği içerisinde alıştığı yaşam koşulları da dikkate alınır.
Dosyada elde edilen delillerden davacı annenin özel bir şirkette çalıştığı aylık 550 YTL maaşı bulunduğu, davalı babanın Devlet Hastanesinde Kadın Doğum Uzmanı olarak görev yaptığı, aylık 1.200 YTL maaş aldığı ayrıca ortağı olduğu özel hayat polikliniğinde çalıştığı, buradan da gelir elde ettiği, ancak çalıştığı devlet hastanesinden ne kadar döner sermaye aldığı, ortağı olduğu poliklinikten ne kadar gelir elde ettiği tam olarak araştırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Mevcut iştirak nafakası 02.09.2002 tarihinde hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda ise, önceki nafakanın takdir edildiği tarihten bu dava tarihine kadar üç yıldan fazla bir süre geçmiş olup, bu süre içerisinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları gibi doğal olarak müşterek çocuğun yaşı büyümüş, eğitim çağına gelmiş, ihtiyaçları artmıştır. Paranın da alım gücünden azından enflasyon oranında değer kaybına uğramış olduğu bilinen bir gerçektir. Nafaka artırım şartları oluşmuştur.
Mahkemece, deliller tam olarak toplanıp sonucu dairesinde iştirak nafakasının hakkaniyete uygun bir miktarda artırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme araştırma sonucunda hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,02.02.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy