(4721 S. K. m. 176)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, tarafların 23.06.1997 tarihinde verilen kararla boşandıklarını ve davacı lehine aylık 10 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini; takdir edilen nafakanın, aradan geçen zaman içerisinde paranın alım gücünün düşmesi nedeniyle davacının ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek aylık nafaka miktarının 250 TL'ye çıkartılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, ikinci evliliğinden bir çocuğunun olduğunu, 325 TL ev kirası ödediğini, almakta olduğu 480 TL emekli aylığının ihtiyaçlarını karşılamakta yeterli gelmemesi nedeniyle amelelik yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; mevsimlik işçi olarak çalışan davacının, yersiz olarak açtığı dava ile fahiş miktarda nafaka talep ettiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK md. 176/4 hükmü uyarınca; tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde yoksulluk nafakasının artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre; iradın artırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir.
Somut olaya bakıldığında; boşanma sırasında bir işte çalışmayan davacı sonradan mevsimlik işçi olarak çalışmaya başlamıştır. Kendisine aylık 10 TL yoksulluk nafakası bağlanan davacının geçinmesi günümüz ekonomik koşullarında mümkün olmadığına göre; işe girip çalışması zorunludur. Boşanmadan sonra asgari ücret karşılığında işe giren ve çalışma olgusu işin niteliği gereği süreklilik arz etmeyen davacının aldığı nafaka ile birlikte elde ettiği gelir, onu yoksulluktan kurtaracak düzeyde değildir.
O halde mahkemece, tarafların ekonomik durumlarındaki değişikliği araştırıp, gelirleri arasında bir oranlama yaparak, önceki nafaka takdirinde kurulan dengeyi koruyucu, davacının ihtiyaçlarını asgari ölçüde karşılayacak, davalının geliri ile de orantılı olacak şekilde hakkaniyet ölçüsünde (azda olsa) nafakanın artırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy