(1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında görülen tedbir nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, uzman çavuş olan davalının dış göreve gideceğinden bahisle geçici bir süre kalması için ailesinin yanına gönderdiği davacıyı bir daha aramadığını belirterek aylık 500 TL tedbir nafakası takdir edilmesini talep etmiş, yargılama sürerken davalı tarafından boşanma davası açıldığını bildirmiştir.
Davalı vekili; tarafların tatillerini ailelerini ziyaret ederek geçirdiklerini, davacının ailesinin yanında bir süre daha kalmak istediğini, davalının görev yerine yalnız dönmesinden bir süre sonra davacının müşterek konuta geri dönmeyeceğini bildirdiğini, davalının tüm çağrılarına ve aile büyüklerinin araya girmesine rağmen davacının bir daha müşterek konuta geri dönmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında da davacının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
Mahkemece; davacının eşine karşı sadakat yükümlülüğünü ihmal etmesi nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK. nun 45. maddesinin 1. fıkrasına göre; "Aynı mahkemede görülmekte olan davalar arasında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir."
Birleştirmenin koşulu olan bağlantı da; "Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması" olarak tanımlanmıştır (HUMK nun m. 45/3.).
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, nafaka davasının yargılaması sırasında davalı tarafından boşanma davası açıldığı belirlenmiş, celbedilen 2008/170 E. Sayılı boşanma dosyasının incelenmesi sonucunda davalı tarafından şiddetli geçimsizlik hukuksal nedenine dayalı olarak açılan boşanma davasının aynı mahkemede derdest olduğu anlaşılmıştır.
Öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanan görüşlere göre davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davanın sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Uyuşmazlığa konu nafaka davasında verilen hükmün davalı tarafından açılan boşanma davasını etkileyeceği açıktır. Hal böyle olunca; davaların birleştirilmesi yargılamanın sağlıklı sonuca varmasında zorunlu görülmeli, davalar birleştirilerek yargılamaya devam olunmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.01.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy