(2004 S. K. m. 72) (4787 S. K. m. 4) (4721 S. K. m. 175)
Dava: Dava dilekçesinde nafaka borcu nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, tarafların boşanması sonucunda Bursa 3. Aile Mahkemesinin 25.03.2005 tarih, 2004/191 E.- 2005/300 K. sayılı ilamıyla davacı lehine aylık 100 YTL yoksulluk nafakasının hüküm altına alındığı, ancak, boşanma ve nafakaya hükmolunduktan sonra 08.04.2005 tarihinde tarafların anlaşarak davalının yoksulluk nafakasından vazgeçtiğine ilişkin ibraname düzenledikleri, buna göre de davalıya hiçbir nafaka borcu olmadığı halde, davalı tarafından davacı hakkında birikmiş nafaka alacağı yönünden 3.233.69 YTL icra takibi yapıldığı ileri sürülerek davalıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama usulüne dair 4787 sayılı yasanın 4. maddesi uyarınca 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabı ile (3.kısım hariç) 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki kanun kapsamındaki Aile Hukukundan doğan dava ve işler Aile Mahkemelerinde görülür.
İİK'nın 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit ve istirdat davaları genel hükümlere tabidir. İcra İflas Kanununda göreve ilişkin özel bir hüküm öngörülmemiştir.
Somut olayda nafaka borcunun bulunmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasında borcun TMK 175 ve devamı maddelerinden kaynaklandığı ve dolayısıyla "Aile Hukukuna" ilişkin bulunduğu anlaşılmaktadır. Borç Aile Hukukundan (nafaka yükümlülüğünden) doğduğuna göre açılan bu davanın (menfi tespit) 4787 sayılı yasanın 4.maddesi gereğince Aile Mahkemesinde bakılması gerekmektedir. Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.
Açıklanan nedenlerle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy