(2709 S. K. m. 28) (5187 S. K. m. 1, 3) (4721 S. K. m. 24, 25)
Dava dilekçesinde 4.500 YTL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik hakkına saldırılması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu edilen 9.2.2005 günlü ve "Dot dot çıkabilir" başlıklı köşe yazısında çeşitli konu ve olaylardan bahsedilirken bir bölümünde " ...Şöyle bir ahir zaman sorunu var: Cart diye çıktıkları adamın/kadının dövmesini yaptırıyorlar oralarına buralarına. Özellikle kadınların huyu gerçi bu. Bir Damgalı Eşek Psikolojisi, olsa gerek: Sahibimi buldum. Mutluyum, kutluyum hezeyanı. Ve fakat ilişkiler ne kadar geçiciyse, uçucuysa; dövmeler o kadar kalıcı...Bu ne menem bi sahiplenilme aracıdır? Bu ne şiddetli bir etiketlenme; eti, hakikaten kirletme azmidir? Ve fakat kızlarımız kızanlarımız için o zibidi heriflere bir nevi bağlama büyüsü işlevini gördüğünü düşünüyorum damdövlerin. Bu işin piri … mesela çak diye H harfini çaktı karnına ve ..'in oğlunu nikahladı filan ...." sözcüklerinin yazıldığı görülmektedir.
Davacılar, yayında kendilerine zibidi herif ve damgalı eşek denilmesinin saldırı oluşturduğunu ileri sürmüştür. Davalı yan ise davacılardan …'nın magazinsel bir kişi olduğunu, yayında dövme yapılması haberlerinin eleştirildiğini, bu sözcüklerin davacılara yönelik olmadığını, yayında başka konuların da yazılı bulunduğunu savunmuştur. Mahkemece yayının eleştiri niteliğinde olup hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28. maddesinde ve 5187 sayılı Basın Yasası’nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemede basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin nedeni; toplumun sağlıklı, mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi içindir.
Bunun için de kişinin, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bu nedenle basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. Yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluğu bu farklılıklar gözetilerek belirlenmelidir. Bu nedenle basının ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Basının bu ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğü, tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Bundan dolayıdır ki, yayınlarında kişilik haklarına saygı göstermesi gerek Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümünde yer alan gerekse MK.nun 24 ve 25. maddelerinde ve özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir.
Açıklanan bu yasal düzenlemelerden ve yargısal uygulamalardan da anlaşılacağı gibi, basının özgürlüğü ile kişilerin, kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda somut olaydaki olgular itibariyle koruma altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir.
Bunun için temel ölçüt, kamu yararıdır. Yayın, salt toplumun yararı gözetilerek yapılmış olmalıdır. Toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkar, gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmamalıdır. Haber olduğu biçimi ile verilmeli ve kişisel katkı yer almamalıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli ve haber verilirken özle biçim arasındaki denge de korunmalıdır. Bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılığı oluşturur ve böylece kişilik hakları saldırıya uğramış olur. Anılan ilke ve kurallara uyulması durumunda ise, yayının Anayasa, Basın Yasası ve basının genel işlevi karşısında hukuka uygun olduğu, kişilik değerlerine saldırı teşkil etmediği kabul edilmelidir.
Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. Olay veya konu ile ilgili olan, görünen bilinen herşeyi araştırmalı, incelemeli ve olayları olduğu biçimi ile yayınlamalıdır. Bu işlevi ile gerek yazılı ve gerekse görsel basın, somut gerçeği değil, o anda belirlenen var olan ve orta düzeydeki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlamalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan, gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından basın sorumlu tutulmamalıdır.
Dosyadaki bilgi, belge ve açıklamalar ile dava konusu köşe yazısı incelenip değerlendirildiğinde; birlikte çıkan kadın ve erkeklerin vücutlarına diğerinin dövmesini yaptırması konusuna ilişkin olarak düşünce açıklanırken, bu durumun kadın yönünden bir dövmeli eşek psikolojisi olması gerektiği açıklanıp, birlikte çıkan magazinsel kadın ve erkeklere örnekler verildikten sonra yapılan düşünce açıklamasında aynı durumun kızlar yönünden zibidi heriflere bir bağlama büyüsü işlevi gördüğü açıklanarak davacıların birlikteliğinin örnek gösterilmesi karşısında, zibidi herif ve damgalı eşek nitelemelerinin eleştiri sınırını aşarak davacıların kişilik hakkına saldırı oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden davanın reddedilmiş olması bozma nedenidir.
Öte yandan, davalılardan …'ın genel yayın yönetmeni olması nedeniyle Basın Yasası uyarınca kendisine husumet yönetilmesine olanak bulunup bulunmadığı ve husumet itirazı incelenip değerlendirilmeden bu davalı yönünden işin esasının incelenmesi de ayrıca bozma nedenidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.02.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)