(4721 S. K. m. 364, 328) (YHGK 26.12.2001. T. 2001/2-1158 E. 2001/1185 K.)
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada; davacı kadının almakta olduğu aylık 75,00 YTL yoksulluk nafakasının ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğu ileri sürülerek artırılması, davacı Berkan'ın ise 18 yaşını doldurduğu, ancak üniversite öğrencisi olduğu, ihtiyaçlarını karşılayamadığı bu nedenle davalı babanın yardımına gereksinim duyduğu ileri sürülerek onun yönünden de yardım nafakasına hükmedilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; davacı Berkan'ın 18 yaşını doldurduğundan iştirak nafakasının sona erdiği, bu nedenle isteminin yerinde olmadığı, davacı Birsen'in ise sabit bir gelirinin bulunduğu, davalının da evlendiği ve giderlerinin arttığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı Berkan'ın isteminin iştirak nafakası olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davadaki istem 18 yaşını doldurmuş ve üniversite öğrencisi olan çocuğun TMK'nın 364 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan yardım nafakasına ilişkindir.
TMK'nın 364. maddesine göre Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Yine 328. maddesi uyarınca; Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.
Somut olayda ergin olan davacının üniversitede okuduğu, herhangi bir işi ve malvarlığının bulunmadığı tesbit edildiğine göre yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda uygun bir miktarda yardım nafakasına hükmedilmesi gerekirken, istemin tümden reddi doğru değildir.
Öte yandan; diğer davalı yönünden de sabit bir geliri olduğu gerekçesiyle yoksulluk nafakasının artırılması isteminin reddine karar verilmiş ise de; Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması yoksulluğu ortadan kaldıran bir olgu olarak kabul edilmemiştir. (26.12.2001 gün ve 2001/2-1158 E. 1185 K. sayılı kararında olduğu gibi)
Somut olayda davacının Ziraat Bankası Avcılar Şubesinden Emekli Sandığı maaşı aldığı anlaşılmakta, ancak 600-650 YTL civarında olan bu maaşın üçer aylık aralarla ödendiği dosyadaki hesap estresinden gözükmektedir.
O halde, mahkemece davacıya bağlanan bu maaşın aylık ya da üç aylık olup olmadığı araştırılıp tesbit edilmeli, üç ayda bir ödenen maaş olduğunun anlaşılması halinde ise davacının gelir durumunun onu yoksulluktan kurtaracak seviyede olmadığı gözetilerek, taraflar arasında nafaka takdiri sırasında kurulan dengeyi koruyacak şekilde (en azından enflasyon oranında artışı öngören) bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy