(4721 S. K. m. 4, 186, 195, 197, 327)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde; davalı ile evlendikten sonra davalı kocanın karısını hamile olarak anne ve babası ile Türkiye'de bırakarak yurt dışına çalışmaya gittiği ve daha sonra karısının ailesinin yanına gönderildiği müşterek çocuğun burada dünyaya geldiği ileri sürülerek ayrı yaşamada haklılık nedeniyle eş için 300,00 YTL ve müşterek çocuk için 200,00 YTL tedbir nafakasının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, ayrı yaşamakta haklı olduğunu kanıtlayamayan davacının ve müşterek çocuğun tedbir nafakası talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK. nun 195. maddesi uyarınca; evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilir. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
Aynı yasanın 197. maddesine göre de; eşlerden biri ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hale gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir.
Somut olayda; davalı, eşini kendi anne babasının yanındı bırakarak yurtdışına çalışmaya gitmiştir.
TMK. nun 186/1. maddesine göre; Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Davalı, eşini ve çocuğunu; çalıştığı yere önce götürmemiş, sonra da götürmeyeceğine ilişkin iradesini ortaya koymuş ve davacıyı çocuğu ile birlikte ortalıkta bırakmıştır. Evlilik birliğinin kendisine yüklediği görevleri yerine getirmeyen (birlikte yaşamaktan kaçınan) davalı olayda kusurlu olup, davacının; TMK. nun 197/3. maddesi gereğince nafaka talep etme hakkı bulunmaktadır.
Kaldı ki, davacı; TMK. nun 196/1. maddesi gereğince de, ailenin geçimi için davalının yapacağı parasal katkının belirlenmesini de mahkemeden talep edebilir.
Bundan ayrı olarak ta, TMK. nun 327. maddesi gereğince çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli olan giderler ana ve baba tarafından karşılanır. Çocuğa nafaka verilmesi kadının ayrı yaşamda haklı olup olmamasına bağlı olmayıp, çocuğa fiilen bakan eş diğer eşten nafaka isteyebilir.
O halde mahkemece, davacının ve müşterek çocuğun geçimi için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK. nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek, uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davacının tedbir nafakası talebinin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy