(818 S. K. m. 60)
Dava: Dava dilekçesinde 4.068.62 YTL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada; davalıların davacıya ait taşınmazdan 2004 yılının Kasım ayı içerisinde rızası dışında 10 kamyon civarında toprak aldıkları, bu eylemleri nedeniyle limon ağaçlarının kuruduğu, taşınmazda değer kaybı olduğu gibi mahsulde alamadığı ileri sürülerek fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak 4.068.62 YTL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsili istenilmiştir.
Mahkemece; davacının 22.11.2004 tarihinde yaptırdığı tesbit ile haksız fiili ve failini öğrenmesine rağmen davanın 10.02.2006 tarihinde açıldığı ve BK.nun 60.maddesindeki 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu bu eylemden dolayı davacının davalılar hakkında şikayetçi olmayıp ceza davası da açılmadığından hukuka aykırı eylemin net bir şekilde tasvip edilip kesinleşmediği, böyle olunca BK.nun 60/2.maddesindeki zamanaşımı süresinin de göz önünde tutulmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada; davalıların hiçbir hakkı olmadığı halde davacıya ait taşınmazdan toprak almak suretiyle zarar verdikleri iddiasıyla oluşan maddi zararın tahsili istenilmiştir.
İleri sürülen bu eylem; malvarlığına karşı işlenen suç niteliğinde olup, BK.nun 60/2. maddesinde haksız eylem aynı zamanda suç oluşturuyorsa uzamış (ceza) zamanaşımının uygulanacağı düzenlenmiştir. Uzamış zamanaşımının uygulanması için ceza davasının açılması zorunlu değildir. Haksız eylemin aynı zamanda suç oluşturması yeterlidir. BK.nun 60/2.maddesinde ceza zamanaşımının uygulanması için ceza davasının açılması gibi bir koşul düzenlenmemiştir. Yargıtay'ın bu güne kadarki yerleşik kararları da bu yöndedir.
O halde; davada ileri sürülen haksız eylemin aynı zamanda suç oluşturduğu ve uygulanması gereken ceza zamanaşımı süresinin de henüz dolmadığı gözetilerek, davalıların zamanaşımı itirazının reddi ile işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi yanlıştır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy