(4721 S. K. m. 683, 995)
Dava: Dava dilekçesinde 245.000.00 YTL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın L. İ. yönünden reddine, davalı H. A. yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davacı vekili geldi. Aleyhine temyiz olunan Davalılar vekilleri geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; Demans ve ileri derecede Alzheimer hastalığına yakalanan H. U.'un vesayet altına alındığını ve yeğeni İ. Ç.'in vasi olarak atandığını; mahcurun mal varlığı araştırıldığında, Çankaya Meşrutiyet Mahallesi 1083 ada 10 nolu parseldeki dükkanın 19.12.2000 tarihinde davalı L. İ.'a satıldığının belirlendiğini; bunun üzerine tapu iptali ve tescil davası açıldığını, davanın açılmasından 5 gün sonra, taşınmazın diğer davalı H. A.'ya satılıp devredildiği anlaşıldığından; bu kişi aleyhine de de muvazaa nedenine dayalı dava açıldığını, her iki davanın birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda tapunun iptali ile taşınmazın mahcur H. U. adına tesciline karar verildiğini; davalıların, satış sırasında; müvekkilinin Alzheimer hastası olduğunu bilerek ve bu halinden yararlanarak haksız çıkar elde etme yolunu seçtiklerini iddia ederek; taşınmazı, fiilen kullandıkları dönemle ilgili 19.12.2000 tarihinden 1.4.2006 tarihine kadar geçen süre için toplam 245.000,00 YTL ecrimisilin her ay işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı L. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 19.12.2000 tarih ve 39086 nolu heyet raporu ile H. U.'un satış işlemi yapmaya ehil olduğu saptandıktan sonra bu rapora güvenerek taşınmazı satın ve devir aldığını; bu nedenle, kötü niyetli kabul edilemeyeceğini; tapu iptal edilinceye kadar, malikin kullanma hakkı bulunduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Davalı H. A. vekili ise; dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için ecrimisil istenebileceğini, esası yönünden de; davalının kullanımı iyiniyete dayandığından, ancak kararın kesinleşme tarihinden (13.3.2006 tarihinden) sonraki dönem için ecrimisil istenebileceğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; Davalıların kötü niyetli oldukları kanıtlanamamıştır. Zira, Ankara Numune Hastanesinden alınan sağlık kurulu raporu bilahare Adli Tıp Kurumundan dönmüş ve buna göre mahkemece taşınmazın tapusunun iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle davalıların iyiniyetli olduğu varsayılmış ve L. İ. yönünden açılan dava tümüyle reddedilmiştir. Zira, taşınmazı H. A.'nun satın aldığı ve halen de onun kullandığı yapılan keşif de görülmüştür. H. A.'nun da L. İ.'dan iyi niyetli olarak satın aldığı varsayılmış, ancak hükmün kesinleştiği tarih ile 1.4.2006 tarihine kadar 18 günlük ecrimisile hükmedilmiştir, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davada, Alzheimer hastası olan davacıdan (bu durumundan faydalanılarak) taşınmaz satın alan davalılardan; taşınmazı haksız kullanımları nedeniyle ecrimisil istenilmiştir.
Mahkemece, davalıların; tapu iptali davasının kesinleştiği tarihe kadar geçen sürede iyiniyetli olduğu varsayılarak, bu sürede talep edilen ecrimisil yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.5.2005 tarih ve 2002/9-2005/250 sayılı kararı ile; davacının dava konusu taşınmazı sattığı tarihte medeni haklarını kullanmasını engel düzeyde Demans hastalığına duçar olduğu, hukuki ehliyete sahip olmadığı, yaptığı hukuki işlemlerin geçersiz olduğu belirtilerek; ayrıca, davalı L. İ.'un satış işleminin iptalini önlemek için muvazaalı olarak diğer davalı H. A.'ya devrettiğine işaret edilerek; tapunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm derecattan geçerek kesinleşmiştir. Mahkemenin bu kararı izhari (açıklayıcı) niteliktedir. Mahkeme, satış işleminin başından beri hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağını, davalıların hiçbir zaman mülkiyet hakkı kazanmadığını belirlemiş durumdadır. O nedenle, bu işleme dayanan tarafın iyiniyetli olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Zira, taşınmazı; satın alan davalı L.'nin işlemi geçerli kılmak için Ankara Numune Hastanesinden aldığı rapor; Adli Tıp Kurumundan verilen raporla geçersiz kılınmıştır. Davalının, taşınmazı satın almadan önce aynı taşınmazda kiracı olması, satın aldıktan sonra da diğer davalıya muvazaalı olarak taşınmazı devretmiş olması da davalının kötü niyetli olduğunun bir kanıtıdır. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, muvazaa iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davaları sonucu verilen kararın izhari nitelikte olması sebebiyle taşınmazı elinde bulunduran davalıların baştan itibaren kötü niyetli oldukları kabul edilmektedir.
Hal böyle olunca, mahkemece; davacıların, satış işlem tarihinden itibaren kötü niyetli oldukları kabul edilmeli, bilirkişi heyetinden alınacak rapor doğrultusunda ecrimisil hükmedilmelidir. Yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince bozulmasına ,Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 550 YTL vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacı tarafa verilmesine, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy