(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 66)
Dava: Dava dilekçesinde 2.500 YTL alacağın tahsili için yapılan takibe itirazın iptaliyle %40 tazminatın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada; davalının 2002 yılında yaptığı kaza sonucunda aracının ağır bir şekilde hasarlandığı, tamir için dava dışı Bahadır isimli şahsa verildiği, onun da yine oto tamircisi olan davacıya aracı teslim edip tamirini istediği, aracın tamiratını yapan davacının Bahadır isimli şahsı bulamadığı, bu arada davalının şikayeti üzerine aracın tamir edilmiş bir şekilde polise teslim edildiği, davalının da 24.12.2004 tarihinde aracı teslim olmasına rağmen tamirat giderini ödemediği, hakkında yapılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiği ileri sürülerek takibe itirazın iptaliyle %40 tazminatın tahsili istenilmiştir.
Davalı iddiaların yersiz olduğunu, olayda zamanaşımının dolduğunu, davacı ile herhangi bir akdi ilişkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşme hükümlerinden kaynaklandığı, ancak BK.nun 66. maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davada ileri sürülen maddi olayların hukuki nitelendirmesini yapmak ve uygulanacak yasa maddelerini tayin etmek doğrudan hakimin görevidir. Somut olayda davalı araç malikinin hasarlı aracını tamir için dava dışı Bahadır isimli şahsa teslim ettiği onun da davacıya tamir ettirdiği, hatta davalının sigorta şirketinden 1.600,00 YTL tamir parasını tahsil ettiği davalının müşteki sıfatıyla verdiği imzalı ifade tutanaklarından anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yanlar arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmasa dahi davacının davalı yararına tamir ettiği araç nedeniyle yaptığı giderleri Borçlar Kanunu'nun vekaletsiz iş görme hükümleri gereğince isteyebileceği açıktır. Vekaletsiz tasarrufta ise zamanaşımı süresi yasada ayrıca bir hüküm bulunmadığından genel zamanaşımı süresi olan 10 yıldır.
O halde, mahkemece zamanaşımı def'inin reddiyle uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy