(1086 S. K. m. 74, 428)
Dava dilekçesinde 12.934.000.000 lira ecrimisil ve hor kullanma bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin 9 numaralı parseldeki taşınmazı eski malikten 19.02.2001 tarihinde satın aldığını, kiracı olan davalıya da ihtar çektiğini, boşaltmayınca tahliye davası açtığını, davalının tahliye kararından sonra 04.11.2002 tarihinde tahliye ettiğini beyanla, satın alma tarihi olan 19.02.2001 ile 04.11.2002 tahliye tarihi arasında tahakkuk eden 7.360 YTL ecrimisilin ve çıkarken taşınmaza verilen zarar nedeniyle 5.574.00 YTL tazminatın (toplam 12.934.00 YTL) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin önceki malik ile 2003 yılı sonuna kadar sözlü kira ilişkisi olduğunu, harabe durumdaki taşınmazı tadilatlarla düzelttiğini, bir kısım imalatları kendisine ait olduğu için aldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının önceki mal sahibi ile sözlü olarak yaptığını idda ettiği kira sözleşmesinin ve aradaki bedelin davacıyı bağlamayacağından söz edilerek bilirkişi raporu ile belirlenen 7.459.00 YTL ecrimisil ile 2.056.00 YTL tutarındaki sökülüp götürülen imalat bedellerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Önceki kayıt maliki ile yapılan geçerli bir kira sözleşmesinin, sonradan taşınmazı satış yoluyla edinen yeni maliki de (davacımız) bağlayacağı kuşkusuzdur. Davalının önceki malik ile sözlü kira ilişkisinin varlığı, davacı tarafından açılan ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında ihtilafsız hale gelmiştir. Tahliyeye ilişkin karar 01.10.2002 tarihinde kesinleşmiş olmakla; davalının bu tarihe kadar olan kullanımının haksız işgal ve ödeyeceği bedelin de ecrimisil olacağı kabul edilemez.
Zira 6570 sayılı yasaya dayanan tahliye davaları inşai dava ve bunun bonucu olarakta o davada verilmiş bulunun hüküm ise inşai bir karar olduğundan taraflar arasında inşai sonuç doğurur.
Hal böyle olunca; davalının tahliye kararının kesinleştiği 01.10.2002 tarihinden itibaren kötüniyetli duruma düştüğünü kabulle bu tarihten, tahliye tarihine kadar tahakkuk edecek ecrimisil ile sorumlu tutulması gerekir.
Kabule göre de; davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmadığı (dolayısıyla ıslah da bulunmadığı) halde HUMK 74.md.ne aykırı şekilde talepten fazla ecrimisile hükmedilmesi de doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)