(2709 S. K. m. 141) (4721 S. K. m. 121) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Dava dilekçesinde toplam 10.000 YTL nişanın bozulması nedeniyle maddi- manevi tazminatın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın maddi tazminat yönünden reddi, manevi tazminatın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, davalının önceki evlilik ve boşanmasını gizleyerek (yalan söyleyerek) davacıyla nişanlandığı bu durumun sonradan ele geçirilen mektupla öğrenildiği, böylece nişanın haklı olarak bozulduğu, davalının yanlış tutum ve davranışları nedeni ile nişanın bozulduğu, davacının üzüntü duyduğu, nişan nedeniyle bir takım masraflar yaptığı ileri sürülerek, 9.160 YTL manevi, 840,00 YTL maddi tazminat istenilmiş; mahkemece maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın ise kısmen kabulü ile 4000,00 YTL.nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
TMK. nun 121. md. göre; Nişanın bozulması yönünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.
Somut olayda, tarafların her ikisinin de nişan öncesinde başkası ile evlenip boşandığı davacının şoför, davalının ev hanımı olduğu belirlenmiştir. İddia, davalının önceki evliliğini gizleyerek yalan söyleyip nişanın gerçekleşmesini sağladığı olgusuna dayanmaktadır.
Dinlenen davacı tanıklarından davacının babası ve teyzesi iddiayı doğrulamış, buna karşın davacının annesi ise davalının evlenip boşandığını önceden bildiklerini ancak, önceki kocasının davalı ile ilgisini sürdürdüğünü öğrendiklerini ifade etmiş, bağımsız davalı tanıkları ise, davacı tarafın, davalının önceki evliliğini bilerek evlendiğini, zira davacının kız kardeşi ile davalının arkadaş olup nişanın gerçekleşmesine onun vesile olduğunu açıklamışlardır. Bu durumda bağımsız davalı tanık beyanları ve bunu doğrulayan davacının annesinin beyanı diğer tanık anlatımları karşısında daha tutarlı, tarafsız ve samimi olduğundan üstün tutularak iddianın kanıtlanamadığı gözetilip manevi tazminat isteminin de reddine karar verilmesi gerekirken kısmen de olsa kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davalı vekili vekaletnamesini ibraz edip duruşmaya katıldığı halde, karar başlığında davalı vekili olarak yazılmamış olması (HUMK. md. 388/2) reddedilen kısım gözetilerek davalı taraf lehine avukatlık ücretine hükmedilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Bunların dışında, mahkemece; yasal bağlamda gerekçe oluşturulmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür (AY. mad. 141; HUMK. vd. 388/3).
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy