(2004 S. K. m. 67)
Dava: Dava dilekçesinde 6.462.259.600 lira ve 500 USD alacak için itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, davalı ile davacı arasındaki sözlü anlaşma uyarınca davalının da bağımsız bölüm maliki olduğu taşınmaza 28.11.1996 tarihinde jeotermal ısınma için eşanjör montajı yapılmak suretiyle ısı verildiği halde, davalının 500 USD katılım payı ile 2.057.06 YTL ısı bedelini ödememesi üzerine alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibine, davalının haksız itirazının iptali ve inkar tazminatına hükmedilmesi istenilmiştir.
Davalı, bu taşınmazı sürekli kullanmaması, oy birliği ile alınmış kat malikleri kurul kararı ve arada yazılı anlaşma bulunmaması nedeniyle davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında yazılı anlaşma bulunmadığı gibi, taşınmazı kiracıların kullanması nedeniyle davalının sebepsiz zenginleşmesi söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, dosya içeriğine göre; merkezi ısıtmalı apartmanda jeotermal enerji ile ısıtma sistemine geçilmesine dair 1.11.1996 tarihli kat malikleri kuruluna davalı da katılmış, kararı imzalamış ve katılım payının 100 USD'lik kısmını ödemiş, davacının talebine rağmen yazılı abone sözleşmesini imzalamamıştır. Davacı şirket tarafından, davalının da bağımsız bölüm maliki olduğu taşınmaza 28.11.1996 tarihinde jeotermal ısınma için eşanjör montajı yapılmak suretiyle ısı verilmesi üzerine, davalı o tarihten beri burada ikamet etmek suretiyle tebligatları bu adreste almış ve kendisi de tüm dilekçelerinde burayı ikamet adresi olarak göstermiş, ve keşifte dinlenen bilirkişi raporu ile saptandığı üzere bu ısıyı da kullanmıştır.
Bu durum karşısında, davalının sözlü anlaşma kurmak suretiyle, kendisi tarafından bu enerjinin kullanılmasından dolayı ısı bedelinden ve ihtarname ile temerrüde düşmekle bu tarihten itibaren yasal faizinden sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca sorumlu olduğu gözetilmeden, ısıyı kiracılarının kullandığının kabulü ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy