(2004 S. K. m. 72)
Dava: Dava dilekçesinde su abone sözleşmesinin iptali ve 1619,55 YTL su borcunun bulunmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada; davacı şirket ile davalı idare arasında su abone sözleşmesi bulunduğu, abone sözleşmesine istinaden davalı idarece 1.5.2007 tarihli su faturasıyla KSUB (kullanılmış suların uzaklaştırılması bedeli) olarak 1.619.55 YTL borç tahakkuk ettirildiği, oysa davacı şirketin dava konusu suyu Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nden aldığı izin gereği kendi faaliyet alanında kendi imkanlarıyla ve kendi kuyularından çıkartarak kullandığı, kullanılan suyun arıtılarak dereye boşaltıldığı, davalı idarece bu su ile ilgili herhangi bir şekilde alt yapı hizmeti verilmediği, özel mülkten çıkan su nedeniyle abone olunamayacağı, herhangi bir şekilde su bedeli tahakkuk ettirilemeyeceği iddia olunarak; abone sözleşmesinin iptali ile hakkında tahakkuk ettirilen 1.619.55 YTL'nin de borçlu bulunmadığının tespiti talep ve dava edilmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece abone sözleşmesi ve tahakkuk ettirilen borçta bir usulsüzlük bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada davacı hakkında tahakkuk ettirilen su bedeli 1.619.55 YTL için borçlu bulunmadığının tespiti ile abone sözleşmesinin iptali de istenmektedir. Mamelek Hukukundan doğan davalar dışında kalan davalarda, asliye hukuk mahkemesinin görevinin asıl, sulh hukuk mahkemesinin görevinin ise istisna olduğundan özel bir kanun hükmü ile açıkça sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı bildirilmeyen ve konusu para ile ölçülemeyen bir şey olan bütün dava ve işler, asliye hukuk mahkemesinde görülür.
O halde mahkemece, abone sözleşmesinin iptalini de içeren davanın asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy