(2004 S. K. m. 67) (İZSU Tarifeler Yönetmeliği m. 48)
Dava: Dava dilekçesinde 2.474,56 YTL, borçlu olmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı dava dilekçesinde, davalı idare tarafından, 2000-2001 yıllarında abone olan kiracı tarafından kullanılan suyun bedelinin ödenmemesi nedeniyle taşınmazın maliki olmasından dolayı kendisi aleyhine icra takibi yapıldığını ileri sürerek takip ile 2474,56 YTL borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı İZSU Genel Müdürlüğü vekili, 2560 sayılı yasa ve bu yasaya dayanılarak çıkartılan Tarifeler Yönetmenliğinin 48. maddesi hükmü gereğince başkası adına abonelik devam ederken suyu açık olan gayrimenkulün yeni sahibi veya kiracısı 2 ay içerisinde İZSU'ya müracaatla yeni abonelik sözleşmesi yapmakla yükümlüdür. Bunu yapmadıkları takdirde yeni sahibi veya kiracısı mevcut borçlar ile kullanmaya başladığı tarihten itibaren sayacın kaydettiği en son endekse kadar tahakkuk edecek borçları İZSU kendisinden talep edebilir düzenlemesi bulunduğu gerekçesi ile davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme davacının 1977 yılından beri malik olduğu ve 31.10.2002 tarihinde adına abone sözleşmesi yapıldığı Tarifeler Yönetmeliğinin 48. madde gereğince tüm borçlardan sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, abonelik sözleşmesine dayalı olarak, tüketilen su bedelinin tahsili istemiyle malik hakkında yapılan icra takibine, borca itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava konusu yere ait 17.11.1970 tarihli ve 9026268 nolu abone sözleşmesi dava dışı S. A. ile yapılmıştır. Yine, abonenin bu sözleşmeyi fesih etmeden taşınmazı tahliye ettiği anlaşılmaktadır. Zaten, bu hususlarda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Ancak, mahkemece davacının malik olması nedeniyle bu su borcundan sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Bu noktada, taraflar arasındaki abonelik sözleşmesinin uyuşmazlığa ilişkin hükümleri üzerinde durulmalıdır: Kural olarak, abonelik sona erdirilmeden taşınmazı terk edilmesi halinde, başkaları tarafından kullanılacak suyun bedelinin abonenin sorumlu olacağı gerek yasal düzenlemeler ve gerekse de yargısal kararlar ile kabul edilmiştir.
Mahkeme gerekçesi sözü edilen, davacı idareye ait Tarifler Yönetmeliği'nin 48. maddesindeki ...Başkası adına abonelik devam ederken suyu açık olan gayrimenkulün yeni sahibi veya kiracısı 2 ay içerisinde İZSU'ya müracaatla yeni abonelik sözleşmesi yapmakla yükümlüdür. Bunu yapmadıkları takdirde, yeni sahibi veya kiracısı, mevcut borçlar ile kullanmaya başladığı tarihten itibaren sayacın kaydettiği en son endekse kadar tahakkuk edecek borçları İZSU kendisinden talep edebilir şeklindeki düzenleme, suyu abone sözleşmesi yapmadan kullanan kişinin İZSU'ya karşı yükümlülüklerine ilişkin bir düzenlemeyi içermektedir. Bu hüküm, bir abonenin İZSU ile mevcut sözleşmesini feshetmeksizin taşınmazdan ayrılması durumunda, o taşınmazı sonradan kiracı veya mal sahibi sıfatıyla kullananların, iki ay içinde İZSU'ya başvurup, kendileri adına abonelik sözleşmesi yapmakla yükümlü olduklarını, aksi takdirde, hem önceki ve hem de taşınmazı kullanmaya başladıkları tarihten sonraki borçlardan sorumlu tutulabileceğini öngörmekte; kısaca, aboneye değil, onun terkinden sonra aynı yeri kullanan üçüncü kişilere yönelik bir yükümlülüğü düzenlemektedir. Yine, anılan hükümdeki ... İZSU... talep edebilir. ifadesinin taşıdığı açıklığa göre de, davacı İZSU, böyle bir durumda mutlak surette abonenin tahliyesinden sonra orayı kullanan kiracı veya mal sahibini saptama ve alacağı için onları takip etme yükümlülüğü altında değildir; bu durumu herhangi bir yolla belirlediği takdirde, dilerse sözleşmenin tarafı olan abonesi yerine belirtilen durumdaki üçüncü kişiden dahi talepte bulunabilecektir. Eş söyleyişle davacı İZSU böyle bir durumda abonesinden veya suyu fiilen kullanan kişiden bedel talebinde bulunma konusunda seçimlik bir hakka sahip kılınmıştır. Dolayısıyla, Tarifeler Yönetmeliğinin değinilen bu hükmü, davalı malikin de bazı şartlarda (fiilen kullanıcı olması halinde) sorumluluğunu öngörmektedir ve davacı idareye de alacağını tahsil edeceği kişiler yönünden bir seçimlik hak tanımaktadır.
Somut olayda ise, su borcunun tahakkuk ettirildiği dönemde davacının taşınmazın maliki olması dışında fiilen kullanıcısı olduğu hususu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılamamaktadır.
Mahkemece, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinden olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy