(4721 S. K. m. 182, 327, 328) (1086 S. K. m. 428) (6100 S. K. m. 362)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar:
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili ile davalının boşandıklarını, boşanma ile müşterek küçük çocuklar Ö. ve Ö.'un velayetlerinin davacı anneye verildiğini, boşanma ilamının kesinleştiğini, ancak, müşterek çocuklar için iştirak nafakasına hükmolunmadığını şimdi ise müşterek çocuklarının iştirak nafakasına muhtaç olduğu ileri sürülerek her bir çocuk için aylık 175'er TL. iştirak nafakasının davalı babadan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanma sırasında davacı tarafından iştirak nafakası istenmediğini, eldeki davanın da boşanma ilamının kesinleşmesinden 10 gün sonra açıldığı, davacının boşanmadan sonra kendisinin veya davalının maddi durumunun değiştiğinin iddia edilmediği, bu hallerde de açılan davanın anlaşmalı boşanma kurallarını ihlal edeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
TMK.182/2.maddesine göre; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. TMK.327.maddesine göre; çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır. TMK.328.maddesine göre de, ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olunmasına kadar devam eder.
Yukarıda anılan Kanunun maddelerinden açıkça anlaşıldığı gibi çocuklara karşı ana ve babanın bakım vs. görevleri çocuk reşit oluncaya kadar devam eder. İştirak nafakası talep etme hakkı çocuğa ait bir hak olup, ana babanın feragati hüküm doğurmadığı gibi taraflardan biri boşanma sırasında diğerinden çocuk için iştirak nafakası talep etmemiş olması, sonradan iştirak nafakası talep etmesine engel değildir. Dolayısıyla taraflardan birinin diğerinden iştirak nafakası talebinin olmadığını beyan etmesi talep tarihinden geriye doğru sonuç doğurur. İleriye dönük haktan (iştirak nafakası hakkından) feragat sonucunu doğurmaz. Bu hale göre de her zaman, sonradan iştirak nafakası talep edilebilir.
Açıklanan nedenlerle, deliller usulüne göre toplandıktan sonra çocuklar için hakkaniyete uygun bir miktarda iştirak nafakasına hükmolunması gerekirken yazılı şekilde davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy