(4721 S. K. m. 176)
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı (karşı davacı) tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava (karşılık davalı) dilekçesinde davalıya ödediği 150 YTL. yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, olmadığı takdirde 50 YTL.'ye indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı (karşılık davacı) ise, ödenen nafakanın 350 YTL.'ye çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulü ile yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, karşılık davanın reddine karar verilmiş, karar, davalı(karşılık davacı) tarafından temyiz edilmiştir.
TMK'nun 176/3-4. maddesine göre: "İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir."
Somut olayda, davalı kadına 11.05.2005 tarihinden geçerli olarak aylık 150 YTL yoksulluk nafakası verilmiş, bu tarihten çok önce (1996 yılında ) ölen babasından intikal eden aylık 614 YTL. yetim maaşı almaya başlamıştır. Dolayısı ile boşanma ile birlikte davalının bu maaştan yararlanacağı bilinerek yoksulluk nafakasına hükmedildiği gibi, dul ve yetim maaşının miktar itibariyle yoksulluğu ortadan kaldırmadığı ( HGK.nun 21.2.2001 gün 2-162 E, 185 K. Sayılı ilamında da kabul edilmiş olup ) böylece yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılması istemin reddi gerekirken delillerin yanılgılı şekilde değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
Diğer yandan da, davalı kadının aldığı yetim aylığı ile, davacı kocanın gelir durumları da dikkate alınarak, yoksulluk nafakası tutarından indirim yapılabileceği de, dikkate alınarak, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile asıl davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy