(4721 S. K. m. 683)
Dava: Dava dilekçesinde toplam 48.000.00 YTL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı tarafından tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde taraflar ve vekilleri gelmediler. Evrak üzerinde inceleme yapılarak işin karara bağlanması için saat 14:00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili dilekçesi ile; tarafların kardeş olup, dava konusu taşınmazda paydaş bulunduklarını; davalının apartmanın 5 nolu dairesi ile girişte yer alan kuaför dükkanını davacıların da bu yerlerde hissesi olduğu halde, onlara bir bedel ödemeden tek başına tasarruf ettiğini iddia ederek; kuaför dükkanı için 3.3.2004 tarihinden, 5 nolu daire için 20.9.2001 tarihinden itibaren toplam 48.000 YTL ecrimisilin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkilinin arsa üzerine binayı tamamen kendi parası ve emeği ile yaptığını, davacıların binada hiçbir haklarının bulunmadığını, davalının 5. katta malik sıfatıyla oturduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; bilirkişi raporu esas alınarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, taraflar dava konusu taşınmazda paydaştırlar. Paydaşlar (kural olarak) intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler.
İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi ise ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirmiş olmasına bağlıdır.
İntifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası yemin dahil her türlü delille ispatlanabilir. Bu koşul dava şartı niteliğinde olduğundan gerçekleşip gerçekleşmediğinin mahkemece re'sen araştırılarak saptanması gerekmektedir.
Dava konusu taşınmazda, ecrimisil istenen kuaför dükkanı ile ilgili olarak önceden açılmış ecrimisil davası mevcut ise de; 5 nolu mesken için görülmüş bir dava olmadığı gibi, çekilmiş bir ihtarnamede bulunmamaktadır. Mahkemece, bu husustaki tarafların tüm delilleri toplanarak 5 nolu daire için intifadan men'in gerçekleşip gerçekleşmediğinin re'sen araştırılıp tartışılması ve sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken; dairenin davalının ve oğlunun tasarrufunda olduğundan bahisle, ecrimisile hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; sözü edilen daire için ecrimisil isteminin başlangıcı, dava dilekçesinde; 20.9.2001 tarihi olarak belirtilmiştir. Oysa, hükme esas alınan bilir kişi raporunda 1.1.2001 tarihinden itibaren ecrimisil hesabı yapılmıştır. Talep aşılmak suretiyle hüküm kurulmuş olması da doğru değildir. Bundan ayrı, ecrimisil davalarında; faize, her dönem için belirlenen ecrimisil miktarına dönem sonu (tahakkuk tarihi) itibariyle faize hükmedilmesi gerekir. Mahkemece faize dönemin başlangıç tarihlerinden itibaren hükmedilmiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy