(4721 S. K. m. 995)
Dava: Dava dilekçesinde 62.500,00 YTL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davacı Sahabettin A. geldi. Aleyhine temyiz olunan Davalı ve vekili gelmedi. Gelen davacının sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin, (Mersin İli, Silifke İlçesi, Narlıkuyu Belediyesi sınırları içerisinde, Akkum mevkiinde kain) 66 parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın 1.500 m2'lik bölümünü, davalı (kardeşi) ile 1/2 oranında müştereken 02.11.1996 tarihinde Ahmet Z.'dan satın aldığını, üzerine bugün İnci Motel olarak bilinen inşaatın yapıldığını, el inşaatı için tüm harcamanın müvekkili tarafından yapıldığını; müvekkili yurt dışında olduğu için, tüm işletme v.s. ruhsatlarının doğal olarak vekili sıfatıyla davalı tarafından alındığını; moteli, müvekkilinin rızası hilafına yıllardır davalının işlettiğini, bu tasarrufu karşılığı müvekkiline herhangi bir bedel ödemediğini iddia ederek; fazlaya ilişkin hak saklı tutularak, geçmiş 5 yıla ilişkin 62.500 YTL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın, tarla vasfı ile 1/2 hisseli olarak Ahmet Z.'dan satın alındığı hususunun doğru olduğunu; ancak, üzerindeki motelin davalı müvekkili tarafından yapıldığını, aksinin ispat edilmesi gerektiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; ... ecrimisil diğer bir deyişle işgal tazminatı, hak sahibinin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminattır. Toplanan delillere göre, davacının; ecrimisil istediği yerin maliki olmayıp, haricen malik olmayan şahıstan satın aldıkları anlaşılmış olup, buna göre davacı lehine dava konusu taşınmaz üzerinde bir hak iddiasında bulunamaz. Nitekim, yapılan kadastro tespiti ve kadastro mahkemesinde görülen davada da böyle bir hak iddiasında bulunmamıştır. Davacı, taşınmazın mülkiyetine ve zilyetliğine sahip olmadığından ecrimisil isteminde bulunamaz, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK'nun 995. maddesine göre, iyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.
Ecrimisil, hak sahibi zilyedin, kötüniyetli zilyedden isteyebileceği bir tazminattır. Yargıtay'ın Yerleşik içtihatlarına göre, ilke olarak ecrimisil davası; taşınmazın maliki ya da zilyedi tarafından açılabilir.
Ancak, Yargıtay uygulamalarında ecrimisil isteyebilmek için; dava konusu şeyin mutlaka maliki olmak veya mutlak tasarruf yetkisini elinde bulundurmak gibi bir zorunluluk öngörülmemiştir.
Dava konusu taşınmaza tarafların (harici satın alma yoluyla) birlikte zilyet oldukları anlaşılmaktadır. (Ki, bu husus davalı tarafın da kabulündedir.) Bu uyuşmazlıkta olduğu gibi, dava konusu yerin kayden maliki olmayan ve fakat çeşitli yasalarla (veya sözleşme ile) zilyet olan veya zilyetliği devralmış bulunan veyahut da gözetim, denetim, koruma, düzenleme ve yararlanma gibi yetkiler ile donatılmış şahıslarında haksız işgal nedeniyle ecrimisil isteme hakları bulunmaktadır.
O halde, mahkemece; davacının iddiası doğrultusunda, müşterek arsa üzerindeki binanın kim tarafından yapıldığı araştırılmalı; binanın yapılmasında davacının katkısının olduğu (binanın tamamının davacı tarafından yaptırıldığı veya birlikte yaptırdığı) anlaşıldığında, bina gözetilerek ecrimisil hesabı yapılmalıdır. Aksi takdirde, davacının zeminde 1/2 hissedar olduğu gözetilerek, zemin (arsa) geliri üzerinden ecrimisil hesabı yapılmalı; oluşacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulmalıdır. Yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy