(4721 S. K. m. 364)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin anne-babasının 2004 yılından beri ayrı yaşadıklarını babasının başka biri ile evlendiğini A.'un üniversitede okuduğunu diğer davacı M.'in ise dershaneye gitmek istediğini ileri sürerek 300,00'er TL yardım nafakası istemiştir.
Mahkemece, davanın A. yönünden kısmen kabulü ile 125,00 TL yardım nafakasının tahsiline, M. yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, davacı M., davalının kızı olup 1989 doğumludur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 364.maddesine göre; " Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür".
Yine aynı Kanunun 365.maddesinin 2.fıkrasında; "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir" düzenlemesi yer almıştır.
Hukuk Genel Kurulunun 7.6.1998 gün, 1998/656;688 sayılı ilamında da; "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların" yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Nafaka alacaklısı kendisine yardım edilmediği takdirde geçim sıkıntısına düşecek ise nafaka isteyebilir. Somut olayda; her ne kadar davacı reşit ve sağlıklı ise de; davanın açıldığı tarih itibariyle işsiz olduğu anlaşılmaktadır. Mevcut bir işin varlığına rağmen çalışmadığı da savunulup kanıtlanmış değildir.
Ayrıca, davacı üniversiteye hazırlanmak istediğini söylemektedir. Bunun parasal destek gerektirdiği de tartışmasızdır. O halde, hiç bir mal varlığı ve geliri bulunmayan davacıya davalının yardım etmesi kanuni bir zorunluluk olduğu gibi ahlaki bir görevin yerine getirilmesi olarak da telakki edilmeli ve mahkemece; az da olsa hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir. Yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy