(4721 S. K. m. 144) (YHGK. 07.10.1998 T. 1998/2-656 E. 1998/688 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, dava dilekçesinde davalı eski eşine 150 TL yoksulluk nafakası ödediğini davalı eski eşinin sağlık evinde ebe olarak çalıştığı ve aylık aldığından yoksulluğu ortadan kalktığını beyan ederek, yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davalının kazandığı paranın kendisine yetecek seviyede olması karşısında yoksulluğun ortadan kalktığı gerekçesiyle yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde tarafların 06.02.2003 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıkları bu anlaşma sonucunda davacının davalıya 150 TL yoksulluk nafakası ödemeyi kabul ettiği anlaşılmıştır.
Medeni Kanunun 144.maddesinde "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer eşten mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir" hükmü getirilmiştir.
Yoksulluğun hukuksal kavramı anılan maddede tanımlanmamış ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
Somut olayda boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşe aylık 150 TL yoksulluk nafakası verilmiş olup, davalının nafaka dışında hiçbir malvarlığı bulunmadığı gibi daha sonra vekil ebelik yaparak elde ettiği asgari ücret günün ekonomik koşulları ve paranın alım gücü değerlendirildiğinde O'nu yoksulluktan kurtarmaz. Kaldı ki davalının elde ettiği iş ve gelir her an için sona erebilecek nitelikte olup sabit ve güvenceli de değildir.
Öyle ise mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetildiğinde, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp, davalı kadının harcama tutarları dikkatlice incelenip, geliri ile fahiş oranda bir farklılığın bulunması halinde, nafaka tutarından indirim de yapılabileceği hususu dikkate alınıp, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy