(4721 S. K. m. 4, 186, 195) (1086 S. K. m. 409)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada 20.12.2004 tarihli dava dilekçesi ile; davalı kocanın evlilik birliği gereklerini yerine getirmediği gibi, başka kadınlarla ilişkisi bulunduğu ileri sürülerek davacı kadın için aylık 2.500,00 YTL, müşterek çocuk için aylık 1.500,00 YTL tedbir nafakası istenilmiş; İstanbul 1. Aile Mahkemesi 2004/1162 esas sayılı bu davayı, davalı tarafından 27.12.2004 tarihinde açılan Beykoz Aile Mahkemesinin 2004/778 esas sayılı davası ile birleştirmiş, bilahare boşanma davası takip edilmediğinden 6.11.2008 tarihli duruşmada HUMK.nun 409/son maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, nafaka davasının tefrikine karar verilmiştir.
Mahkemece, nafaka davasının yapılan yargılaması sonunda; "Davacının yoksulluk nafakası isteminin REDDİNE, davacı yönünden uygulanmakta olan 200,00 TL tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, Davacının müşterek çocuk G. için iştirak nafakası isteminin reddine, G. için aylık 250,00 TL tedbir nafakasının dava tarihi olan 20.12.2004 tarihinden reşit olduğu 08.02.2008 tarihine kadar olmak üzere davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, davacının maaş aldığı böylece geliri bulunduğu gerekçesiyle davacı eş yönünden istemin reddine" karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır (TMK.md.195).
Somut olayda, davacının emekli olup 655,00 TL aylık aldığı, davalının ise satış yöneticisi olarak çalıştığı, aylık 3.300 TL gelirinin olduğu, müşterek çocuk G.'nın 08.02.1990 doğumlu olup annesi ile yaşadığı, davalının evlilik birliği gereklerini yerine getirmediği, başka kadınlarla ilişkisi bulunduğu kanıtlanmıştır.
O halde, istem bağımsız olarak açılmış tedbir nafakası davası olduğu ve boşanma davası ile birleştirilmiş ise de bilahare ayrıldığı halde, boşanma davasında reddi gereken yoksulluk ve iştirak nafakası isteminin bu davada reddi usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Ayrıca, eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katkıda bulunmaları gerektiğine (TMK' nun 186. md.) göre, davacı eşin mal varlığı ve emekli maaşının bulunması durumunun davalı kocayı nafaka yükümlülüğünden kurtarmayacağı, ancak hükmedilecek nafakanın miktarını tayinde bu hususun dikkate alınacağı düşünülmeden yasal olmayan gerekçeyle istemin reddi doğru görülmemiştir.
Kabule göre ise; davalının ödeme gücü, müşterek çocuğun yaşı, lise öğrencisi olması nazara alındığında hükmedilen aylık 250,00 YTL iştirak nafakası da TMK'nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.10.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy