(4721 S. K. m. 328, 331, 364, 365)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada; 2004 yılından itibaren müşterek çocuklardan C. için 150,00 TL ve C. için ise 200,00 TL olarak ödenen iştirak ve yardım nafakalarının ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediği ileri sürülerek yardım nafakasının 1500,00 TL ve iştirak nafakasının ise 1200,00 TL'ye çıkartılması talep ve dava edilmiş, mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre davalı tarafından ödenen nafakaların yeterli olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- İştirak nafakası yönünden;
Türk Medeni Kanununun 331.maddesine göre, durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine iştirak nafakası miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.
Somut olayda, önceki nafakanın takdir edildiği 2004 yılından bu davanın açıldığı 06.05.2008 tarihine kadar yaklaşık 4 yıl gibi bir zaman geçmiş olup, bu zaman içerisinde doğal olarak müşterek çocuğun yaşı büyümüş ihtiyaçları artmış, davalının gelirinde artış olmuş paranın da en azından enflasyon oranında değer kaybına uğramış (alım gücü azalmış) olduğu sabittir. Bu durumda da iştirak nafakasının hakkaniyete uygun bir miktarda artırılmasına karar verilmesi gerekir.
2- Yardım nafakası yönünden ise;
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 364.maddesine göre Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.
Yine aynı Kanunun 365.maddesinin 2.fıkrasında Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir düzenlemesi yer almıştır.
TMK.nun 328. maddesinde Ana veya babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar bakmakla yükümlüdür.
Somut olayda; her ne kadar davacının sabit bir geliri var kabul edilmiş ise de davacı açık öğretim de okuduğunu ve okul harcını yatıramadığı için kaydını dondurduğu, asgari ücretli olarak bir firmada çalışmaya başladığını ileri sürerek ödenen 200,00 TL nafakanın aylık 1500,00 TL'ye çıkartılması talep etmektedir. Davalı babanın da gelir durumunun iyi olduğu yaşam standartlarından anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, tarafların sosyal ekonomik durumlarına, küçüğün ihtiyaçlarına uygun bir miktar yardım nafakasına karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy