(4721 S. K. m. 19, 365)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı dilekçesinde; 1968 doğumlu olup, küçüklüğünden beri davalı babasıyla birlikte çalıştığını, birlikte şirket kurduklarını; ancak, babasıyla aralarında problem çıktığından, eşinin memleketi olan Adana'nın Kozan ilçesine yerleştiğini, beş yıldır çeşitli işlerde çalışmak istediyse de başarılı olamadığını; bu nedenle, babası davalının yardımına muhtaç bulunduğunu iddia ederek; aylık 2500 TL yardım nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetkisizlik itirazında bulunmuştur.
Mahkemece; "TMK.nun 365/son maddesine göre, bu tür davalarda yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Nüfus kayıt örneğinin tetkikinden davacının Bursa ili Osmangazi ilçesi Sırameşeler nüfusunda kayıtlı olduğu, 18 yıl Bursa'da oturduğunu beyan ettiği, Uyap'ta davacının mernis adresinin kayıtlı olmadığı ve davalının yerleşim yeri adresinin Bursa olduğu, nüfusa kayıtlı olunan yerin yerleşim yerine karine teşkil ettiği" gerekçesiyle, mahkemenin yetkisizliği cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği gibi, yardım nafakası davalarında; TMK'nun 365/son maddesine göre, yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Bu durumda davacı; isterse kendi yerleşim yeri mahkemesinde, isterse nafaka yükümlüsünün (davalının) yerleşim yeri mahkemesinde yardım nafakası davası açabilecektir. Yerleşim yeri ise: anılan kanunun 19. maddesinde "...bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz". Davacı, beş yıldan beri Kozan ilçesinde oturduğunu beyan ettiğine ve davasını da burada açtığına göre; Kozan Aile Mahkemesi davada yetkili mahkemedir.
O halde, davacının yerleşim yerinde açılan bu davaya bakılarak esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, mahkemece yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy