(4721 S. K. m. 175, 176)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların 04.09.2002 tarihli kararla boşandıklarını, kesinleşen karar gereği müvekkili davacıya aylık 250 TL yoksulluk nafakası ödenirken 2004 yılı Ocak ayından bu yana 400 TL ödendiğini; değişen ekonomik koşullar nedeniyle aylık nafakanın 1250 TL'ye yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkeme kararı ile davacı lehine 250.00 TL nafakaya hükmedilmiş iken, müvekkilinin kendi isteği ile 400 YTL nafaka ödediğini, yılbaşından sonra da 500 TL nafaka göndereceğini, davacının nafaka artırım talebinde bulunmasının haklı olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; "Davacının yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasına göre, SSK emeklisi olduğu, 650 TL emekli maaşının olduğu; ayrıca, 400 TL nafaka aldığı ve 100.000.00 TL değerinde gayrimenkulünün bulunduğu anlaşılmıştır.
Toplam 1000.00 TL üzeninde geliri olan birinin yoksullukta olduğu düşünülemez" gerekçesiyle, davacının davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK'nun 175.maddesinde; " Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer tarafın mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir." Aynı yasanın 176/4.maddesinde de "tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir" denilmektedir.
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre, iradın artırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir.
Hakim, nafaka takdirinde nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumu arasında bir oranlama yaparak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar vermelidir.
Davacının artırım davasında tespit edilen gelir durumu, boşanma kararı verilirken mevcut olduğu gibi, protokolle bağlanan aylık 250 TL nafaka davalının kendi isteği ile önce 400 TL'ye çıkartılmış, Ocak 2009 tarihinden itibaren de aylık 500 TL olarak ödenmeye başlanmıştır. O halde mahkemece, bu hususlar gözetilmeli, en azından davalının kendiliğinden ödemekte olduğu nafaka miktarı hüküm altına alınmalıdır.
Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy