(818 S. K. m. 60)
Dava: Dava dilekçesinde 2.000 TL manevi tazminatın, olay tarihinden işleyecek faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde; davalı tarafından davacının çalıştığı kuruma 11.10.2005 tarihinde davacı ile ilgili, haksız şikayette bulunulduğu ve davacıya yersiz olarak uyarı cezası verildiği, davalının şikayetinde; davanın ruh halinin bozuk olduğu, dengesiz insan olduğu, potansiyel suçlu ve sabıkalı olduğunu ilan ederek davacıyı küçük düşürdüğünü, davacının avukat olan davalıyı baro yönetim kuruluna bu olay nedeniyle şikayeti üzerine, uyarı cezası aldığını belirterek, yaşanan bu olayların yarattığı üzüntü nedeniyle 2.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevabında, zamanaşımı nedeniyle ve esas yönünden davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davacının 20.1.2006 tarihli dilekçe ile davalı hakkında Ankara Barosuna şikayet dilekçesi verdiği, davanın ise 16.12.2008 tarihinde açıldığı, BK.60. maddesine göre 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre; tazminat davası ceza kanunları gereğince süresi daha uzun zamanaşımı süresine tabi cezayı gerektiren bir eylemden doğmuş olursa o zamanaşımı uygulanır. BK. mad. 60/2 uyarınca, ceza davası zamaşımının uygulanabilmesi için, ceza davasından tazminat istenmesi gerekmediği gibi, eylemi işleyen hakkında ceza davasının açılmış ya da mahkumiyet kararı verilmiş bulunması da gerekli değildir. Yalnızca haksız eylemin suç niteliğini taşıması yeterlidir. O halde zararlandırıcı eylemin suç niteliği varsa o suç için Ceza Yasasının öngördüğü dava zamanaşımı süresi uygulanır.
Bu nedenle; mahkemece, uzamış zamanaşımı süresi dikkate alınmak suretiyle işin esası incelenmek ve sonucu dairesinde hüküm kurulmak gerekirden, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy