(4721 S. K. m. 176)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada, davalı kadına ödenen aylık 200 YTL. yoksulluk nafakasının kaldırılması istenilmiştir.
Mahkemece, davalı kadının asgari ücret ile çalışmaya başladığı gerekçesi ile yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Medeni Kanunun 176. maddesine göre "sözleşme veya hüküm ile kendisine maddi tazminat veya nafaka olarak bir irat tahsis edilmiş eşin yoksulluğunun zail olması haysiyetsiz hayat sürmesi, bir evlenme akdi olmadan fiilen karı koca gibi yaşaması yeniden evlenmesi veya eşlerden birinin ölmesi halinde, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça bu irat kesilir.
İrat şeklinde maddi tazminat veya nafakayı gerektiren sebep ortadan kalkar ya da önemli ölçüde azalır veya borçlunun mali gücü önemli ölçüde eksilirse iradın indirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği gibi değişen durumlara göre ve hakkaniyet gerektiriyorsa iradın artırılması da istenebilir."
Hemen belirtmek gerekirse: Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında; "asgari ücretle çalışılmakta bulunulması" yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız bir olgu kabul edilmemiştir. (HGK.7.10.1998 gün 1998/2-656 E.,1998/688 K., 26.12.2001 gün 2001/2-1158-1185 sayılı kararları), yine Hukuk Genel Kurulunun 28.2.2007 tarihli 2007/3-84 E.-95 K.sayılı kararında da asgari ücretle çalışılmakta bulunulması" yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirecek bir olgu olarak kabul edilmemiştir.
Somut olayda boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşe aylık 200 YTL. yoksulluk nafakası verilmiş olup, davalının nafaka dışında hiçbir malvarlığı bulunmadığı gibi, daha sonra girdiği işte elde ettiği asgari ücret günün ekonomik koşulları ve paranın alım gücü değerlendirildiğinde O'nu yoksulluktan kurtarmaz. Kaldı ki davalının elde ettiği iş ve gelir her an için sona erebilecek nitelikte olup sabit ve güvenceli de değildir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak nafakanın makul düzeye indirilebileceği düşünülmeden, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,08.10.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy