(4721 S. K. m. 364, 365)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dilekçesinde; davacının Açık Öğrenim Fakültesinde öğrenci olan oğlu davalıya 2006 tarihinden beri aylık 200 TL yardım nafakası ödemeye devam ettiğini, oysa davalının okuldaki kaydını dondurduğunu, sınavlara girmediğini ve askere gittiğini, davalının asker olması ve bakımını devletin karşılaması nedeniyle ve davacının kirada oturup bakmakla yükümlü olduğu 2 çocuğu bulunması, davalının çalışabilecek durumda olması da dikkate alınarak nafakanın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; çalışarak hayatını sağlayan kişilere okuma imkanı hazırlayan Açıköğretim Fakültesinde okuyan davalının akli ve bedeni rahatsızlığının bulunmadığı, askerliğini yaptığı, çalışabilecek konumda olduğu, kendisine üniversite öğrencisi olması nedeniyle yardım nafakası verilmişse de, davalının sınavlara katılmadığı ve 2008-2009 öğrenim yılında kaydını yeniletmediği, fakülteye öğrenci olma hakkını kaybettiği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
TMK. 364. maddesine göre; "Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür." Yine aynı kanunun 365. maddesinin 2. fıkrasında; "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir" düzenlemesi yer almıştır.
Dava tarihinde davalı 21 yaşında olup, askerliğini yapmaktadır, reşit ve sağlıklı ise de davanın açıldığı tarih itibariyle işsiz olduğu sabittir. Günün ekonomik koşulları dikkate alındığında da davalının iş bulma imkanı oldukça güçtür. Bu durumda, yardım nafakasının amacı da göz önünde bulundurulup, iş arama sürecinde davacı babanın cüzi de olsa bir miktar nafaka ödemekle yükümlü olacağı göz ardı edilerek, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.10.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy