(4721 S. K. m. 166, 197, 201)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili; davalının sürekli olarak şiddet uyguladığı davacıyı müşterek konuttan kovduğunu ileri sürerek davacı için aylık 600 TL, küçük çocuk için aylık 400 TL tedbir nafakası talep etmiştir.
Davalı vekili, davalı tarafından Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı aleyhine boşanma davası açıldığını belirterek davaların birleştirilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; "Nafaka davasının boşanma davasından önce açılması halinde davaların birleştirilmesi yönünde yasa hâkime takdir hakkı tanımıştır. Birleştirme kararı verilebilmesi için davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması gerekir. Somut olayımızda her iki dava da aynı sebeplerden doğduğu gibi boşanma davasında verilecek hükmün nafaka davasını da etkileyecek nitelikte bulunduğu anlaşılmaktadır" gerekçesiyle davanın taraflar arasındaki boşanma davası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Ayrı yerlerde açılan davaların; evlilik birliğinin korunması (Md.195-201) hükümlerine dayalı olarak TMK. nun 197. maddesine göre açılan tedbir nafakası davası ile boşanma hükümlerine dayalı olarak TMK. nun 166. maddesine göre açılan boşanma davasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında boşanma davası olsun yahut olmasın eşler evlilik birliğinin ayrı dava ile korunmasını isteyebilir ve MK. md.201 uyarınca nafaka isteyen eş yerleşim yerinde açtığı dava ile tedbir alınmasını; nafaka verilmesini isteyebilir. Tedbir isteğinin boşanma davasında istenilmesini zorunlu kılan bir hüküm yasada yer almamaktadır. Kaldı ki tedbir nafakası davası ve boşanma davası aynı sebepten doğmadığı için biri hakkında verilecek hüküm diğerini etkileyecek nitelikte bulunmamaktadır. Mahkemece, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı tarafa iadesine, 12.10.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy