(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 98, 118, 122)
Dava: Dava dilekçesinde 4000 TL'nin davalıya borçlu olmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde; müvekkillerinden Sevinç'in kiracısı Sevil'inde kefili olarak davalıya ait daireyi 01.09.2007 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi ile aylık 1000 TL'ye kiraladığını kira karşılığı olmak ve her kira ödendiğinde iade edilmek üzere her biri 1000'er TL'lik 11 adet bononun müvekkilleri tarafından davalı kiralayana verildiğini, müvekkillerinin davalı ile anlaşarak kira sözleşmesinin karşılıklı olarak fesh edilerek mecurun müvekkili tarafından 25.02.2008 tarihinde tahliye edilerek anahtarının da davalıya teslim edildiğini, teslime kadar ki tüm kira paralarının davalıya ödendiğini herhangi bir borcunun bulunmadığını, ancak buna rağmen davalının (kiralayanın) müvekkilleri aleyhine Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2008/3795 sayılı icra dosyası ile sözleşme gereği davalıya verilen 01.09.2007 keşide tarihli 23.02.2008 -20.04.2008, 20.05.2008,20.06.2008 vade tarihli 1000'er TL'lik toplam 4000 TL'lik tahliye sonrası dönemlere ilişkin bonoları temerrüd iddiası ile muacceliyet kesbettiğinden dolayı icra takibine konduğunu, oysa ki tahliye sonrası kira parasının müvekkillerden istenemeyeceği ileri sürülerek söz konusu icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve icra takibin kötü niyetli yapıldığından dolayı da %40 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacı kiracının mecuru (kiralananı) müvekkilinden habersiz olarak kira dönemi bitmeden tek taraflı fesh ederek 2008 yılı Şubat ayı sonlarında tahliye ettiğini ve anahtarı teslim ettiğini ancak 2007 Eylül ve Aralık ayı kira borcunun ödenmediğini, mecurun müvekkili tarafından 1,5 ay boş kaldıktan sonra 15.04.2008 tarihinde yeniden bir başka kişiye kiraya verebildiğini, ayrıca kiralananın davacıya kiraya verilirken boya ve badanalı temiz olarak verildiğini davacının tahliye sonrasında da müvekkili tarafından tekrar boya ve badana yapıldığını ve bundan dolayı da 1.200 TL olarak toplam (2007 yılı Eylül ve Aralık ayı kira parası ve kiralananın boş olarak geçen süre olan 1,5 aylık kira parası) 4.800 TL müvekkilinin alacaklı olduğunu, ayrıca sözleşmenin 4. maddesine göre, aynı dönem içerisinde iki ay kira parasının ödenmemesi nedeniyle sonraki dönemlerinde muacceliyet kesbettiğinden dönem sonuna kadarki kira bedellerinden de davacıların sorumlu olduğu bundan dolayı da müvekkilinin alacaklı olduğunu ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava konusu kiralananın, davacılar tarafından 2008 yılı Şubat ayı sonunda tahliye edildiği tahliye anına kadar ki tüm kira borçlarının davacılar tarafından davalıya ödendiğini dava konusu bonoların tahliye sonrasına ilişkin olduğu tahliye sonrası kira alacağı ile ilgili davacıların borçlu olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile icra takibi dolayısıyla davacıların borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli icra takibi bulunmadığından kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Kural olarak kira sözleşmesi tam iki yana borç yükleyen bir sözleşmedir. Somut olayda davalı kiralananın kullanılmasını davacıya bırakmıştır. Davacının kira dönemi olan 01.09.2007 ile 01.09.2008 süresi için belirlenen kira borcundan sorumlu olması gerekir. Ancak, böyle olmakla birlikte kiracı (davacı) kira döneminin sona ermesinden önce kiralananı boşaltmış bulunmaktadır. O nedenle davacının kira sözleşmesine aykırı davranması sonucu BK.nun 98/2. maddesi kapsamında tazminat sorumluluğu doğmuştur. Sorumluluğun (tazminatın) miktarı ise; Yerleşmiş Yargıtay Uygulamalarına göre, erken tahliye nedeniyle kiralananın tahliyeden sonra makul olarak ne kadar süre içerisinde yeniden kiraya verilebilecek zamana tekabül eden kira parasıdır.
Dosyada elde edilen delillere göre; davacı kiracı sözleşme süresi bitmeden haklı bir nedeni olmaksızın tek taraflı olarak taşınmazı (kiralananı) 2008 Şubat ayı sonunda tahliye etmiş, anahtarı da kiralayan davalıya teslim etmiştir. Davalı da 1,5 ay sonra 15.04.2008 tarihinde bu yeri bir başkasına kiraya vermiştir. Davalı kiralayanın somut olaydaki alacağının miktarı tahliye sonrası kiralananın makul sürede kiraya verebileceği zamana tekabül eden kira alacağı kadardır. BK.nun 118 ve 122. maddelerine göre, takas ve mahsup talebi için ayrı bir dava veya karşılık dava açılmasına gerek yoktur. Cevap dilekçesi ile de talep de bulunabilir. Davalı kiralayanın cevap dilekçesi içeriği aynı zamanda mahsup talebini de içermektedir.
Somut olayda, davalı kiralayan kiralananı tahliyeden bir buçuk ay sonra yeniden bir başkasına kiraya verebilmiştir. Yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre, bir buçuk aylık yeniden kiraya verilme süresi makul bir süredir. Talep edilen 4000-TL.lik borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasının birbuçuk aylık kira bedeli olan 1500-TL.nin düşülerek 2500-TL.üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken, 4000-TL.üzerinden kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy