(4721 S. K. m. 197)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı, tarafların 1989 yılında evlendiklerini, bu evlilikten müşterek bir çocuklarının bulunduğunu, davalının uzun süreden beri evi ile ilgilenmediğini, Ankara'da yaşadığını, son bir yıldır müşterek çocuğu yanını alarak Ankara'da okula kaydettirdiğini, davalının davacı eşinin Ankara'ya gelmesini istemediğini, hiçbir maddi katkıda bulunmadığını, iş bulamadığı için mağdur olduğunu ileri sürerek aylık 4.000 TL tedbir nafakasının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının kendi isteğiyle Şubat 2002 tarihinde eşyalarını alarak İstanbul'a gittiğini, maddi durumunun iyi olduğunu, herhangi bir ihtiyacının bulunmadığını bildirerek, yersiz olan davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacının Ankara 'da ki müşterek konutunu haklı sebeple terkettiğini kanıtlayamadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, TMK'nun 197/2. maddesine dayanan tedbir nafakası talebine ilişkindir.
TMK'nun 197/2. maddesine göre birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyor ise hakim eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve eşyasından yararlanmaya ve eşlerin malların yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Evlilik birliği devam ederken ayrı yaşam halinde istenen tedbir nafakalarında davacının nafakaya hak kazanabilmesi için, ayrı yaşamada haklı olduğunun kanıtlanması gerekmektedir. Bu hususun usulünce saptanmasından sonra, hakim tarafların ekonomik, sosyal mali ve içtimai durumlarına, ihtiyaçlarına uygun bir nafakaya karar verecektir.
Somut olayda davacı eşin ayrı yaşamakta haklı olduğu tanık beyanlarıyla anlaşılmasına göre uygun bir tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy