(7201 S. K. m. 21) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece temyiz isteminin reddi hakkında verilen hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Gerekçeli kararın tebliği için davalıya çıkartılan davetiyenin Tebligat Kanunun 21. ve Tebligat Tüzüğünün 28. maddelerine uygun tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı tarafın usulsüz tebliği öğrendiğini bildirdiği 22.05.2009 tarihine göre temyiz isteminin süresi içinde olduğu belirlendiğinden, mahalli mahkemece temyiz isteminin reddine ilişkin olarak verilen 26.05.2009 tarih 2008/366 E. 2009/93 K. sayılı ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra dosyadaki kâğıtlar okundu.
Davada, davacı Osman'ın üniversite öğrencisi olması, diğer davacı Küçük Fatma'nın ayrı yaşamada haklı olması nedeniyle davalıdan ayrı ayrı aylık 500 TL yardım ve tedbir nafakası talep edilmiş, mahkemece; istemlerin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargılamanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp yargılamanın bir an evvel sonuçlandırılabilmesi için öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Bu da çıkarılacak davetiyenin Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine uygun olarak tebliği ile mümkündür.
Somut olayda, davalı adına çıkartılan davetiyenin dağıtım esnasında adresin kapalı olması nedeni ile Tebligat Kanununun 21. maddesi gereğince köy azasına tebliğ edildiği, ancak tebliğ memurunun, davalının adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurlarından tahkik etmemesi nedeniyle tebligatın Tebligat Kanununun 21 ve Tebligat Tüzüğünün 28'inci maddelerine göre usulsüz olduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle aleyhine dava açılan davalının usulüne uygun şekilde duruşma gün ve saatinden haberdar edilmesi gerekirken, yokluğunda yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve şimdilik diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy