(4721 S. K. m. 175)
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı (birleşen dosyada davalı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili; davacı Y. A. ile davalı S.'nın 18.10.2002 tarihinde verilen kararla boşandıklarını ve davalı lehine aylık 300 TL. yoksulluk nafakasına hükmedildiğini; aradan geçen zaman içerisinde davacının yeniden evlendiğini, davalının ise süreklilik arz eden bir işte çalıştığını ileri sürerek nafakanın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı S. tarafından davalı Y. A. aleyhine açılan ve bu dava ile birleştirilen davada ise; müşterek çocuk Sude için hükmedilen aylık 150 TL. iştirak nafakasının 500 TL.'ye artırılması talep edilmiştir.
Mahkemece; davalı S.'nın asgari ücret seviyesinde bir gelire sahip olmasının yoksulluğu ortadan kaldıran bir olgu olmadığı kabul edilerek nafakanın kaldırılması isteminin reddine, birleştirilen nafakanın artırılmasına ilişkin davanın ise kısmen kabulü ile iştirak nafakasının 200 TL.'ye artırılmasına karar verilmiş, hüküm davacı Y. A. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı tarafın birleştirilen davaya yönelen temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı yasa ile değişik 427/2 maddesine göre miktar ve değeri 1.400 TL. yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin olarak verilen kararlar kesindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6.4.2005 tarih ve 2005/3-169 E- 235 K. sayılı kararı ile nafaka davalarında temyiz ve karar düzeltmede yıllık nafaka miktarının dikkate alınacağı açıklanmıştır.
Temyize konu edilen karar 5219 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 21.07.2004 tarihinden sonra verilmiş olup yıllık nafaka (farkı) miktarı 1.400 TL. yi geçmediğinden 01.06.1990 gün ve 1989/3-E, 1990/4-K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyiz isteminin REDDİNE,
2- Davacı tarafın asıl davaya yönelen temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
TMK. nun 176. maddesine göre; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına da karar verilebilir. Yasanın bu hükmü gözetildiğinde; nafaka miktarının değiştirilmesi ya da kaldırılması isteklerinin, gelişip değişen şartlar ve hakkaniyet çerçevesinde değerlendirilmesi icap eder.
Somut olayda, nafaka alacaklısı olan davalı S.'nın 1.5.2006 tarihinden itibaren asgari ücret karşılığı çalıştığı belirlenmiştir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile yalnızca asgari ücretin varlığının yoksulluğu ortadan kaldırmadığı, bu durumun ancak nafakanın miktarını tayinde etken olarak dikkate alınması gerektiği ilke olarak kabul edilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda; mahkemece, yazılı gerekçe ile kaldırma isteminin reddine karar verilmesi doğrudur. Ancak böyle bir istemin, nafakanın indirilmesini de kapsadığı kabul edilerek nafakada hakkaniyete uygun bir miktar indirime karar verilmemesi isabetli bulunmamıştır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy