(7201 S. K. m. 17) (4721 S. K. m. 197) (1086 S. K. m. 217, 414, 423) (Tebligat Tüzüğü m. 23)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesi ile Tebligat Tüzüğünün 23.maddesine göre belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Bu şekilde yapılan tebligatın geçerli olabilmesi için muhatabın o yerde bulunmadığının tebliğ evrakına yazılması gerekir.
Gerekçeli kararın tebliği için davalı vekiline çıkartılan tebligat, sekreterine tebliğ edilmiştir. Söz konusu tebligatta muhatabın o yerde bulunmadığına dair bir kayıt yer almamaktadır. Bu nedenle yapılan tebligat usulsüz olduğundan, verilen temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davada, TMK. nun 197/2. maddesinde belirtilen; ayrı yaşamada haklılık iddiasına dayalı aylık 1.000 TL tedbir nafakası istenilmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; aylık 600 TL nafakanın dava tarihinden geçerli olmak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Davanın tarafları, gösterdikleri tanıkların dinlenmesinden vazgeçmedikleri sürece, bu tanıkların ifadelerinin alınıp değerlendirilmesi gerekir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 423/2 maddesi gereğince; tanık listesi veren taraf, gösterdiği tanıkların ücretlerini ve davetiye giderlerini mahkeme veznesine peşin olarak ödemek zorundadır. Hâkim tarafından verilecek kesin süre içerisinde bu ücret ve giderleri ödemeyen taraf, tanık dinletme isteğinden vazgeçmiş sayılır (HUMK.mad.414).
Öte yandan HUMK. da tarafların tanıklarını hazır bulundurmaları konusunda da bir kural yoktur. Usulün tanıklığa ilişkin bölümünde ve 414. maddesinde yer alan hükümlere göre, tanık dinletmek isteyenden yeteri kadar gider alınmak suretiyle tanıkların dinlenilmesi için gerekli işlemler yapılır.
Somut olayda; davacı tarafça açılan boşanma davasının feragat nedeniyle, (bu davadan sonra açılan) nafaka davasının da ayrı yaşamakta haklılığın gerçekleşmemesi nedeniyle reddedildiğini belirterek, taraflar arasında görülen bu davalardan sonra davacının ayrı yaşamakta haklılığını doğuracak bir olayın gerçekleşmediğini ileri süren davalı taraf iddiasının ispatı için tanık deliline dayanmıştır. Mahkemece, 23.07.2009 tarihli celsede Davalıya tanıklarını bildirmesi için üç günlük kesin süre verilmesine, bildireceği tanıkları duruşmada hazır etmesinin ihtarına karar verilmiştir. Davalı vekili, bununla ilgili olarak düzenlediği tanık listesini süresinde mahkemeye ibraz etmiş ve tanıkların İzmit, Keşan ve Hozat ilçelerinde olduklarını bildirerek talimat ile dinlenilmelerini talep etmiştir (HUMK. md. 217/2).
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında işlem yapılarak davalı tarafın tanıklarının dinlenilmesi gerekirken; bu konuda hiçbir işlem yapılmadan hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı olarak da; davalı taraf, delil olarak davacı tarafından davalıya cep telefonu ile gönderilen mesaj kayıtlarına da dayanmaktadır. Bu konuda dosyaya sunulan tutanaklara göre, davalının Hozat Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı başvuru üzerine soruşturma başlatıldığı ve savcılığın talimatı ile mesajların kolluk birimlerince kayıt altına alındığı anlaşılmaktadır. O halde ilgili soruşturma dosyasının celbedilerek incelenmesi gerekmekte iken sadece davacı tarafça sunulan mesajlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak eksik inceleme sonucu karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy