(2709 S. K. m. 141) (1086 S. K. m. 75, 388, 428)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların evli olduğunu, davalının davacıyı evden kovduğunu, davalının daha evvel açtığı Evliliğin iptali davasının reddedildiğini, o dosyada 75 TL tedbir nafakasına hükmedildiğini ve halen ayrı yaşadıklarını belirterek 450 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevabında, davacının daha evvel açtığı tedbir nafakası davasının reddine karar verildiğini beyan etmiştir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyada kararın gerekçe kısmında, davalının davacı ile ikinci evliliğini yaptığı, davacının emekli olmasını sağladığını, emekli maaşı aldığını, davalının ilk evliliğinden olma çocuklarını istemediğini, davacının kusurlu olduğunu, emekli olduğu için düzenli geliri bulunması nedeniyle tedbir nafakasına ihtiyacı olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verildiği açıklanmıştır.
HUMK. nun 388/3. maddesine göre Hükümde iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin gösterilmesi zorunludur.
Gerekçe, hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep, başka bir deyimle hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim maddi olayların hukuki niteliğini kendiliğinden (re'sen) araştırıp, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklamak zorundadır. Çünkü hakim gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. Yargıtay'da, kararın hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Ayrıca taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilir. Anayasanın 141/3. maddesinde de Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı hükmü getirilmiştir.
Davada, tarafların ilk evlilikleri sırasında anlaşamayıp ayrı yaşamaları nedeniyle tedbir nafakası talep edilmektedir.
Mahkemece, davadaki maddi olaylar ile ilgisi olmayan farklı bir gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi ve gerekçe niteliği bulunmayan yargılarla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; tarafların delillerini değerlendirmek ve varsa eksiklikleri HUMK. nun 75. maddesi gereğince gidermek ve bunun sonucuna göre ulaştığı yargının gerekçesini kararda göstermek suretiyle hüküm kurmak olmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığından hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy