(1086 S. K. m. 8)
Dava: Dava dilekçesinde tahliye taahhüdünün iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü.
Karar: Davada, muris eşinden intikal eden evde ikamet ettiği ve kiracı olmadığı durumda murisin önceki evliliğinden olan oğlu davalının kendisini kandırarak tahliye taahhüdü aldığını ileri sürerek tahliye taahhüdünün iptalini istemiştir.
Mahkemece, davacının evde mülkiyet hakkına dayanarak oturduğu ve kira ilişkisi bulunmaksızın verilen tahliye taahhüdünün geçersiz olacağı gerekçesi ile davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm, süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Çorlu 3. Noterliğince düzenlenen 22.01.2008 gün ve 478 s. tahliye taahhüdünün iptali isteminden ibarettir. Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi taraflar arasında kira ilişkisi bulunmamaktadır. Bu sebeple davanın değeri saptanamamakta ise de kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi asıl, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi ise yasalar ile verilmiş dava ve konular ile sınırlı olduğundan, konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen davalar ile kanunun açık şekilde Sulh Hukuk Mahkemesini görevlendirmediği bütün davalar Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür.
Mahkemeler arasındaki görev ilişkisi kamu düzeni ile ilgili olduğundan ötürü dava sonuçlanıncaya kadar resen nazara alınması gerekir.
O durumda mahkemece, dava dilekçesinin görevsizlik sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken esasa ait hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 25.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy