(4721 S. K. m. 4, 328, 364, 365) (YHGK 07.06.1998 T. 1998/2-656 E. 1998/688 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; davacının üniversite öğrencisi olduğunu, davalı (baba)'nın yardımına ihtiyaç bulunduğunu iddia ederek; aylık 500,00 YTL yardım nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya gerekli mali yardımda bulunduğunu, yeniden evlendiğini, emekli olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; "Davanın kabul edilebilmesi için yardım edilmediği takdirde davacının yoksulluğa düşeceğinin kanıtlanması gerekir. Oysa, davacının eğitiminin sürmediği gibi, 18.11.2008 tarihli oturumda, ayda 500-600 YTL'lik düzenli kira geliri olduğunu ikrar etmiştir. Yardım nafakası şartları oluşmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir, gerekçesiyle" davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 328/2.maddesine göre; "Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, anne ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler." Aynı kanunun 364.maddesine göre de "Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür." 365.maddesinin 2.fıkrasında ise; "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir" düzenlemeleri yer almıştır.
Hukuk Genel Kurulu'nun 7.6.1998 gün ve 1998/656; 688 sayılı ilamında da; "...yeme, giyinme, barınma, sağlık; ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların" yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Somut olayda; her ne kadar, davacının eğitiminin sona erdiği belirtilerek talebi reddedilmiş ise de; her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilir. Davanın açıldığı tarihte davacı üniversite öğretimine devam etmektedir. Yargılama sırasında eğitimini tamamlamış olması davanın reddini gerektirmez. Davacının, eğitimini bitirdikten sonra da askere gittiği anlaşılmaktadır. O halde; bu aşamada, babasının yardımına muhtaç bulunan davacı için; davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK'nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek, uygun bir miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir.
Öte yandan, nafaka davalarında; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının sağlıklı ve tam olarak araştırılması gerekir. Mahkeme gerekçesinde; davacının aylık 500-600 YTL kira geliri olduğu belirtilmiştir. Oysa, davacı; annesiyle birlikte Trabzon'da bulundukları sırada Ankara 'da ki evi kiraya verdiklerini, eğitimin bitmesiyle geri dönüp evde kendilerinin oturduğunu beyan etmektedir. Mahkemece, evin anneye mi, yoksa davacıya mı ait olduğu; davacının bizzat elde ettiği kira geliri olup olmadığı hususları da araştırılmamıştır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy