(4721 S. K. m. 4, 175, 364)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili davacının, davalıyı bir yaşında iken evlatlık olarak alıp bakıp büyüttüğünü, okuttuğunu ve işe girmesine de yardımcı olduğunu; davalının halen T.. Türk Otomobilcilik Fabrikasında çalıştığını, kendisinin ise; kirada olup, emekli maaşından başkaca geliri bulunmadığını, davalı oğlunun yardımına muhtaç bulunduğunu iddia ederek; aylık 300 YTL yardım nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının SSK'dan emekli olup, yaşlılık aylığı aldığını, ayrıca gayrimenkulleri bulunduğunu, yardıma muhtaç olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir. Yardım nafakası zarurete düşen hısımın yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu yardım isteğidir. Mahkememizce yapılan araştırma ve dosya kapsamına göre, davacının maaş geliri bulunduğu gibi, ayrıca Yalıçiftlik köyünde iki adet taşınmazı vardır. Bu itibarla; davacı babanın yardıma muhtaç ve yoksul olduğu kabul edilemez, gerekçesiyle" davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 364.maddesinde; "Herkes, yardım etmediği taktirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür." Aynı kanunun 365.maddesinin 2.fıkrasında ise; "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir." düzenlemeleri yer almıştır.
Hukuk Genel Kurulunun 07.06.1998 gün ve 1998/656; 688 sayılı ilamında da; "
yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların" yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Somut olayda; davacı (baba), 1929 doğumlu olup, dava tarihi itibariyle 79 yaşındadır. İlerlemiş yaşı dikkate alındığında, sahip olduğu (1880 m²'lik) gayrimenkullerle (zeytinliklerle) ilgilenmesi ve gelir elde etmesi söz konusu değildir, Davacının aldığı emekli maaşı miktarı itibariyle (kirada oturduğu da gözetildiğinde), onu, yoksulluktan kurtaracak düzeyde değildir. İnsanların belli bir yaştan sonra biyolojik olarak fiziki gücünü yitirdiği de bir gerçektir. Yaşlı bir kişiyi "geçimini sağlayabilmesi için" köyde çiftçilik yapmaya zorlamak; toplumun ahlaki değerleri ile bağdaşmayacağı gibi, insaf ölçüsüne, hakkaniyete, yardımlaşma düşüncesine ve kanunun düzenleniş amacına da aykırıdır.
O halde, mahkemece yapılacak iş; davacının geçimi için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK'nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy